10 Aralık 2013 Salı

Blog Fırtınası #9 Halik Ne Ya?

20131209-215708.jpgHiç yapmadığım bir şey yaptım bugün. Elime kitabımı aldım çantama sadece cüzdanımı koydum ve çıktım. Sakin sessiz bir yer aradım. Kahvemi yudumlarken kitabımı okuyacağım, etrafta iş atmak için bekleyen kızların, hava atmak için cep telefonlarını, sigara markalarını ve pahalı çakmaklarını gösteren erkeklerin olmadığı bir yer. Kendi halinde işte... Oldukça uzun yürümüşüm. Sonunda Ufaklıkla Paris' te Montreuil de oturduğumuz kafe gibi minnak köşe başı bir yer bulmayı başarmıştım. Filtresiz bir kahve söyledim. Geldiğinde ben çoktan on sayfa devirmiştim. Of, ne kadar uzun zaman olmuştu böyle keyifle okumayalı... Filtresiz kahvemin kokusu burnumda kitabıma gömülmüşken bir şey dürttü beni. "Kaldır kafanı bak bi bakalım" dedi. Kitap sayfalarımın arasından göz ucu ile etrafa baktım. Vee o dürten sese "lanet olsun" dedim. Ne vardı şimdi bu kadar kaşınacak... Tam da sakin bir yer bulmuşum uzun zamandır böyle bir duygu tatmamışken daha kahvemi bile yarılamamışken nereden çıktığı belli olmayan kişi: Ortaokul Türkçe öğretmenim... Tanımamıştır değil mi? Tanımış mıdır? eee neden bana bakıyor? kesin tanımıştır. Of konuşmasam vicdanım rahat etmeyecek konuşsam zaten kısıtlı zamanımı harcamış olacağım. Harcamış mı olacağım? Olmayacağım vs derken. Suratımda koca bir gülümseme Filiz Öğretmenimin yanında buldum kendimi "Merhaba Öğretmenim". Türkçe öğretmeni ya Hocam desem garip kaçar olmaz ne bileyim şimdi bir de beni okulun herkes tarafından hal hareket ve davranış olarak örnek alınması gereken kişileri arasında sayan birine tutup da "Hocam" demek gelmedi içimden. O saçları örgülü okul formasını gerektirdiği giyim şeklinden bir santim dahi kaymamış 12 yaşımdaki halime geri dönüverdim birden. Suratında koca bir gülümseme "Merhaba Özgen" dedi. Amanın tanıdı. Ta-nı-dı. Ee nasıl tanımasın 31 yaşıma gelmişim ortaokul fotograflarımla aramdaki tek fark biraz kilo (doğumdan sonra epey arttı) biraz da beyaz saç :). Boy aynı surat aynı. Benim tanımadığım ilkokul arkadaşlarım bile beni yolda çevirip "Merhaba Özgen" diyebiliyor. Herneyse, Filiz Öğretmenim de yalnız gelmiş kafeye eşlik etmemi rica etti. Ettim. Nereden başladık nerelere geldik bilemedim zaman su gibi akıp geçmiş. Saatler sonra konuşmaktan yorulmuş ama eski bir "dost" bulmuş olmaktan mutlu ve huzurlu evime döndüm...
Şimdi çok çok bol bol anım oldu öğretmenimle. Anımsadım hepsini bir bir konuştukça. Oysaki, bugüne kadar ondan bana kalan tek anı "ne şimdi bu, halik ne ya, nasıl yazılır bu yazı" diye düşündüğüm ama 30 üzerinden 27 aldığıma göre doğru yorumladığım orta 2 deki kompozisyon konumuzdu : "İyilik yap denize at, balık bilmezse halik bilir" :) 

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...