16 Aralık 2013 Pazartesi

Blog Fırtınası #15 Uzaylı Zekiye

Bu anıya nereden başlasam nasıl anlatsam neresinden tutsam da bırakmasam bilemedim. Anımsadıkça kahkahalarla güldüğüm bir şey çünkü. Hayır yani zavallı annem ve babamın halini düşünmek bile istemiyorum :)
Yıl 1990. Sekiz yaşındayım. İlkokul 2. Yer Fatoş Abla Koleji...
Bir dizi yayınlanıyordu bir zamanlar anımsarmısın "Ziyaretçiler" diye. Hani şu kertenkele olup da dünyayı istilaya geldiklerinde dünyalı görünümüne giren uzaylıların dizisi. Hani aç olduklarında fare şeker niyetine de karafatma yedikleri dizi... Ay ne iğrenç değil mi? :) İtiraf 1 : Bana ne o zaman iğrenç geldi bu durum ne de şimdi iğrenç geliyor... Uzaylı en nihayetinde ne yediği mühim değil...
Mühim olan ne peki diyeceksin. Mühim olan bu dizinin sayesinde benim müthiş hayal gücümün daha da müthiş hal alması... Nasıl mı?
Parmağımda bir yüzük: kırmızı taşlı miniminnacık. Neerden alındı, kim aldı anımsamıyorum. Okuldan eve dönüyoruz servisteyiz. Son bir kaç kişi kalmıştı serviste. Ben yüzüğümle ilgileniyorum. İlkokul 4 lerden bir kız daha vardı serviste. Selcen in ablasının arkadaşı. Selcen kim diyeceksin. Bizim sınıfta en yakın arkadaşım. Bana yüzüğümü sordu. Sanırım Nereden aldın ne güzelmiş vs gibi sorulardı. Hiç de sevmediğim o kıza o anda sonunun nereye varacağını düşünemediğim (ulan ilkokul 2. sınıftasın zaten neyi düşüneceksin bu kadar kapsamlı di mi) bir hikaye anlattım:
Ben bir uzaylıyım Elif. Bu yüzükle uzaydaki anne-babamla iletişim kuruyorum. Burada bu kadar küçük göründüğüme bakma. Uzayda aslında yaşım 18. (bak sen orada da olgunluk belirtisi yaş 18) Onlar beni dünyadaki anne-babama buradaki insanlardan bilgi toplayabileyim diye gönderdiler. Her akşam penceremin önüne gelip yüzüğümü aya tutuyorum ve onlarla iletişime geçiyorum. Buradaki insanların günlük hayatlarını okulumuzu anlatıyorum. Bunu neden sorduklarını bilmiyorum. Gezegenimiz yok olmuş. Bizler uzay araçlarımızda büyüdük. Çok fazlayız. Bütün araçlar uzayda dolanıyorlar. Sizler gibi görünüyoruz bizlerde ancak erkelerin ve kızların da saçları upuzun yerlere kadar. Saçlarımız arkamızdan gelir. Çok güzel ipek gibidirler. Sizinkiler gibi süpürge değil. Yalnız sen artık çok şey biliyorsun. Umarım seni yanımıza almaya kalkmazlar... Çünkü sizlerden birkaçını yanımıza alıp inceleme yapmak istiyorlar... Yarın görüşürüz Elif."
Elif i biraz meraklandırmış birazcık da korkutmuş olmanın verdiği mutlulukla servisten indim saf saf. Abi kız yememiş içmemiş eve gider gitmez telefona sarılıp bütün telefonu olan arkadaşlarını arayıp benim bir uzaylı olduğumu söylemiş. Artık nereden ne kadar abarttı. neler anlattı bilinmez. Ama elbetteki arkadaşlarından  aklı selim bir kişi bunu tutup anne ve babasına da anlatmış. Anne babası ertesi gün okula çocuklarını getirdiklerinde karşılaştıkları öğretmenleri ile de paylaşmış. Sonra sanıyorum sınıfta konusu geçmiş. Herkeste bir merak kim bu Özgen??? Artık kadını (öğretmen) ne kadar çıldırttılarsa toplamış zavallıcık bütün öğrencilerini karşı binaya (bizim sınıfın binası) bizim tarafa getirmiş beni görsünler de gerçek bir insan olduğumu kavrasınlar diye. Onlar topluca gelince bizim sınıfa Sevim öğretmenim de şaşırdı yazık. Durumu kapıda izah edince diğer öğretmen Sevim Öğretmenim kahkahayı patlattı elbette. Ay buyurun buyurun ne demek diye sınıfa davet etti. Olaylardan habersiz bizler gelen 20 kişiye hayretler içinde baktık. Sonra Elif bombayı patlattı. "işte öğretmenim işte uzaylı zekiye orda"  
Öğretmenlerimiz durumu açıklığa kavuşturana kadar akla karayı seçtiler. Bu kadar zorlanmalarında tabiki benim "hayır öğretmenim şaka yaptığımı söylemeyeceğim. Elif hala kendisini alacaklarını sanıyor. Öyle sansın. Korksun azıcık" diye inat etmemin de etkisi çok :)
bf 15İtiraf 2 : Ay hala aynıyım. Hem salak hem de kurnaz geçinen uyuz tipleri sürekli bir cezalandırma hevesindeyim. Ne yapayım dayanamıyorum :) ama en azından artık sonunu düşünebiliyorum :))))

Not: Uzaylı Zekiye yi anımsamayanlar için http://tr.wikipedia.org/wiki/Uzayl%C4%B1_Zekiye


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...