12 Aralık 2013 Perşembe

Blog Fırtınası #11 Hem Ağlarım Hem Giderim

Sana şimdi buradan çok romantik bir yazı çakardım ya içeride bebem hapşurup duruyor burun akıntısı yok ama acaba hasta mı olacak diye endişe içerisindeyim romantikliği bir başka güne bırakacağım. Doğrudan olaya giriyorum...
Bu Graffiti Yok Artık... 
Yıl 2004 Haziran son finaller bitmiş ben  çok sevdiğim hatta taptığım bölümümün kapısından sanırım "mezunum artık" diye yarı sevinç yarı hüzün çıktım... Bak o anımı anımsayınca yine hüzünlendim birden.. Nedense zaten her Beytepe ziyaretimde bölüm kapıma geldiğimde ilk o kapıyla tanışışım ve de son çıkışım aklıma gelir... Hep mi hüzünlenirsin diyeceksin.. Evet hep hüzünlenirim... Bölüme giriş hikayemi bilare başka bir yazıda detaylıca anlatırım sana... 
Dedim ya yıl 2004 Haziran' da mezun olmuşum temmuzda almışım diplomamı üstünde "Biyolog" ünvanı...  Ne yapacağım diye bakmadım elbette... :) Öyle sandın değil mi? Ben pek çok mezunun aksine Biyologlar Ne İş Yapar? sorusunun yanıtını daha bölümüme girmeden biliyordum zaten. Bile isteye girdim zaten. Ancak karar veremediğim Özel sektörde mi çalışmak yoksa akademisyen olarak mı devam etmekti. Buna karar verebilmek için kendime zaman ayırmak istedim biraz... Pek çok arkadaşımın aksine yazı tatil yapıp bol bol kitap okuyup bolca da dinlenerek geçirmek istiyordum... Gerçi okulumda sorumlu olduğum bir projenin arazi çalışmaları vardı yazın ve ben bu arazilere katılmak da istiyordum. Hocama söz vermiştim. Akademisyen olarak devam edeceksem de onunla devam edecektim. Araziler benim için çocuk oyuncağıydı. Zaten dört senemi bir fiil yaz demeden kış demeden dağ bayır gezerek geçirmiştim... Ayağıma botlarım sırtıma sırt çantam yapışmıştı resmen...
Bir süre evde bir süre teyzemlerin yazlıkta takıldım. Arada arazi çalışmaları... Geldi Ağustos ayı... Bu arada ben ilk defa kariyernet, yenibiriş vs gibi sitelerle tanıştım... Üyelik, CV vs oluşturdum... Bu arada yerli yersiz bütün ilanlara bakıyorum hani tecrübem olsun hangi nitelikte eleman arıyorlar diye.Yine sıcak bir Ağustos ayında bilgisayar başında kariyernet de Yapı Kredi Emeklilik'in iş ilanını gördüm. İlanda en baştaki nitelik sadece 4 yıllık üniversite mezunu olmaktı... "AAA" dedim. bir anda Başvur butonunu tıkladım... Amaç sadece çağırırlarsa -ki ben hiç sanmıyordum,bir biyolog un orada ne işi vardı- iş görüşmesi tecrübesi edinmekti.
Çağırdılar. Mithatpaşa'daki eski yerlerine (bilen bilir). Kocaaa bir salon dolusu insan vardı. Bize seminer şeklinde ne yaptıklarından, Yapı Kredi Emeklilik ten, Bireysel Emeklilik ten vs söz ettiler. Sonra bir sonraki görüşme için eğer katılmak istersek çıkarken isim yazdırmamızı ve toplu bir görüşmeye çağırılacağımızı söylediler. Elbetteki bu beni kesmemişti. Diğer görüşmeyi de görmeliydim. İsim yazdırdım.


blog firtinasi11Bir sonraki görüşme yine aynı yerde oldu. Onarlı gruplar halinde ayırmışlardı. ben de kendim dahil bir on kişi ile girdim görüşmeye. Tam anımsamıyorum. Ama bize bir konu verip tartıştırdılar. Sonra aramızdan beş kişiyi elediler. Diğer beş kişi yine başka bir konu hakkında görüşlerini bildirdi. sonra ayrıldık oradan... Aaa bir baktım bir sonraki görüşme için de aradılar. Amanın dedim sonunda birinin karşısına çıkacağım... Ama değil. Gittim görüşmeye ( bayağı olaylı oldu ama gittim-belki başka bir yazıda anlatırım). Karşımda 3 kişi, iki kadın bir erkek ( kim olduklarını işe girdikten sonra öğrendim- iki kadın ekip lideri erkek ise bölge müdürüydü) önce su ikram ettiler. Olaylı gelişim görüşmeye geç kalışım ve de ağustos sıcağında hayatımda ilk defa giydiğim topuklularımla sıcaktan bunalmış ben hemen sarıldım elbette. Sonra da çay içer misiniz dediklerinde "walla süper olur" diyiverdim :) hayır bir de üstüne ekledim yanına bol şeker olursa sevinirim :) sanki görüşmeye değil sohbete gelmişim gibi... herneyse oldukça keyifli bir görüşmeden sonra gülümseyerek çıktım odadan. Bir iki gün içerisinde tekrar arandım... Aaaa dedim bay geldi bunlar daha ne kadar çağıracak git gel git gel, hani stresi bunun hani taktiği maktiği sanki havadan sudan konuştuk.. Neyse "peki" dedim. diğer görüşmeye de gittim. kalabalık bir ofisti. Uzun uzun masalar önlerinde paravan tek tek oturan telefon ile konuşan hararetli hararetli bilgisayarı ile uğraşan bir ton insan...( meğersem sabah olduğu için bu kadar kalabalıkmış... Öğrendim ki sabah 10 ofis boşalırmış) Camekanlı bir bölmeye girdim. Tombulca sevimli suratlı gözlüklü güleryüzlü bir adam Hoşgeldin Özgen dedi... Tanışmadık ki diyivermişim. Güldü. "Senden çok söz ettiler" Ulan neyimden söz ettiler anlamadım. Vay vay dedim kendime ne dedim ben şimdi de meşhur oldum :) Biraz tanışma faslı sonrası önümde bir kağıt buluverdim. "İŞ SÖZLEŞMESİ" haklarım hak etmediklerim cezalarım eğitileceğim, sınavlara gireceğim işten çıkarsam ne ceza ödeyeceğim ben çıkartılırsam ne şartlarda neler olacağı vs vs bir ton sayfa... Üşenmedim okudum... Peki dedim. İmzaladım. Aşağıya indim. Getirmem gereken belgeler listesini aldım. Eğitim için İstanbul a gideceğim tarihi öğrendim. o tarihten önce hatta şu tarihe kadar o listeyi tamamlamış olmam gerektiğini öğrendim... Vs Vs... Buraları hayal meyal hatırlıyorum. Neden mi? Ben yukarıda o "SÖZLEŞME"de kalmıştım... Ben o imzayı attım... Peki sonra... Akademisyenlik. Biyolog olacaktım ben. Laboratuvarda çalışacaktım... Öyle aptal şapşal bir halde Sevilannemlere (büyük teyzem..ama o benim hep annem) gittim. Kapıdan girdim. Ağlamaya başladım. Ne olduğunu anlamayan Sevilim de benimle birlikte ağlamaya başladı. İşe alındım. Dedim. "Niye ağlıyorsun" dedi bir taraftan o da ağlıyor Canımın içi. "isteyip istemediğime emin değilim" dedim... Ben ağlaya ağlaya başladım ilk işime arkadaş. Eğitim, eğitimden sonra yapılan sınavlar sonra Ankara ya dönüş bunlar hepsi ayrı ayrı hatta her biri de içinde ayrılan yazılar olur.
Amaaaaa... İşte Amaaaası burada... :)
İlk gün işte o kalabalık ofisteki ilk gün benim bütün hayatımı değiştirdi... İçeride bu hikayeyi anlattığımdan habersiz uyuyan Şeytan tüylü, bal dilli, güleryüzlü kocam ve dombak yanak, tosbik kurbik, kokuşuk ayak Durucan ım bu işim sayesinde oldu...
İlk görüşte aşk da varmış arkadaş... Walla da varmış... Sağlam da yakarmış... :)
Bunun hikayesi de başka bahara... 

Hadi Sana İyi Geceler


Not: Yukarıdaki Graffiti beni hüzünlendirdi. Teşekkürler beytepe.blogcu.com

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...