31 Aralık 2013 Salı

Mutlu Yıllar!!!

Bu yılın bana En büyük armağanı Minnak Tosbik Kurbik Mustur Maymun Kokuşukayak Durucan oldu... 2014 den de Sağlık, Huzur Mutluluk diliyorum daha da birşey demiyorum :)

Sevgiyle Kal..


video

30 Aralık 2013 Pazartesi

Blog Fırtınası #29 Alkış Özgen Alkış

Bugünün konusunu bilmemekle birlikte birazdan konu fotosunu da bu yazıya iliştireceğim. Son birkaç gündür gelmeyen postlarımdan anlaşıldığı üzere fırtına benim için erken bitmek durumunda kaldı.. Sevgili Duru Kızımın bu aralar uyumayası tuttu. Son bir haftadır çılgın gibi feryat figan ve de uyumayı reddetmenin dışında bir de 10 sn yalnız kalamama durumumuz başladı. Haliyle benim fırtınanın esintisi bile kalmadı. Hastalıkdı Duruydu derken post olarak yazmak isteyip de fırsat bulup not bile alamadıklarım kafamdan uçup gitti. sesli kayıt istiyorum diye boşuna dememiştim :)
Fotoğraf: Gün 29. Ne yazarsanız yazın, sonu bitmemiş olsun, “devamı gelecek” hissi uyandırsın.
Bu arada fark etmişsindir Duru Hanım ın mamacıklarından bir blog daha açtım. Baktım sevgili anneler ek gıda konusunda çok muzdarip. Hoş sadece ek gıda değil. Evde ne yemek pişirsem mevzuu daha da vahim ama konu bebek olunca anne her zamanki hassasiyetini gösteriyor zira biz büyükler peynir ekmek bile yeriz. (bu benim koca için geçerli olmayan bir durum. Bizim evde Duru dan önce onun yemeğinin pişmesi lazım :))

Herneyse sevgili panik annelere bir nebze de olsa katkım olursa ne mutlu bana. Çünkü böyle durumlar paylaşarak rahatlanıyor. Zira pek çok facebook grubunda süt sağma-emzirme-emme, bebe maması, yku düzeni-eğitimi konularında çok araştıran ve okuyan ve de hala okuyan ve de okuyacak olan biri olarak paylaşımlarda bulunuyorum. hadi bakalım bugünkü fırtına bu kadar arkası yarın...

Not: resmi postu yazdıktan sonra ekledim :) valla bugünün konusunu doğru hatırlamışım. Son zamanlardaki uykusuzluk,hastalık ve cinnet durumlarımdan sonra bence bunu anımsıyor olmak bile çok çok büyük başarı. Ben kendimi alkışladım :) Alkış özgen Alkış. (bu da Duru nun oyunlarından biri :) iyi bir şey yapınca Alkış Duru Alkış diyoruz. bu da böyle bir paylaşım oldu. hadi sana iyi gecceleeerrr....

24 Aralık 2013 Salı

Blog Fırtınası #23 İmza Candy

Sevgili Günlük,
Bugün oldukça mutsuzum. Uzun zaman da böyle olacak gibi görünüyor. Terry ile yollarımızı ayırdık. O hiç istemedi tabi ki bu durumu çok da makul karşıladığı söylenemez ama Artık Elisa' nın etrafımda sevdiğim kim var kim yoksa hepsine zarar vermesi dayanılmaz boyutlara ulaştı. Durdurulamayan bir kin ve öfke nöbetleri var. Onun için çok üzülüyorum. Kimsenin onu sevmediğini düşündüğü için "sevme" sorunu var onun da. Çok zor yaşadıkları. Kıskançlık, kötülük... Elinde değil bunların hiç biri aslında. Sevgi açı Elisa. Ama bu şekilde davrandıkça da bu açlığı daha da artacaktır. Yazık...
Annie ye bir mektup yazdım bugün. Yarın postalayacağım. Onu çok özledim Günlük. Tam 3 ay oldu görüşmeyeli. Şu anda ona o kadar çok ihtiyacım var ki... Terry ye ondan ayrılmak istediğimi söylediğimde bana çok kötü baktı. Ağlayamadım hiç bir şey söylemeden öylece çekip gittim arkama da bakamadım çünkü o sırada ben ağlıyordum. Bunu görmesini istemedim. Yoksa onu hala sevdiğimi ve aslında ondan ayrılmak istemediğimi anlayacaktı... Daha fazla birlikte olamayız...
Onu çok seviyorum Günlük... Ama olmayacak bu şekilde. Etrafa sürekli mutsuzluk veriyoruz. Gel gitleri var ayrıca Terry nin...
Annie yi özledim, Terry yi seviyorum. Of şu an o kadar mutsuzum ki... Keşke Kurin yanımda olsaydı...

İyi Geceler

İmza Candy

Fotoğraf: Gün 23. En sevdiğiniz kurgu karakterin günlüğüne yazdığı bir yazıyı yazın.

21 Aralık 2013 Cumartesi

Blog Fırtınası #20 Virgo

Bu sefer kolaya kaçacağım sanırım... Neden mi? Çünkü burcumun özelliklerini bile bilmediğimi fark ettim. O kadar uzağım yani astrolojiye...
O yüzden bugünlük sadece Özelliklerini paylaşacağım sevgili burcumun... :) Ama söz bir yazı yazacağım bu konuda.. Çünkü incelerken ayırdına vardım ki çok çok ilginç karakterler çıkabilir bu urç özelliklerinden :) hem erkeğinden hem kadınından...

Ayrı ayrı incelemeyeceğim elbette. Senin için bir web sayfasından özet aldım. Al bakalım beğenecek misin? :

20 Aralık 2013 Cuma

Yılbaşı Hediyelerinizi Almadan Önce Bu Önerilere Kulak Verin

Yeni yıl heyecanının hepimizi iyiden iyiye sardığı bugünlerde, bir yandan yılbaşı akşamı için planlar yaparken bir yandan da “ne hediye alacağım?” endişesi içerisine giriyoruz. Yılbaşına kısa bir zaman kala alışveriş merkezlerinde telaşla gezmek yerine sizin için hazırladığımız alternatif hediye ve kampanya önerilerini mutlaka inceleyin!

Sizin için ilk seçtiğim hediye alternatifi ev hediyesi almayı düşünenlerin oldukça ilgisini çekecek!

2014'ün en güzel kahvaltıları, en hoş sohbetleri için Vestel’in sunduğu kahvaltı setlerine mutlaka göz atın derim!





Vestel yılbaşına özel hazırladığı kahvaltı setleri ile hediye alışverişini kolaylaştırıyor. Kırmızı, Inox ve Siyah Kahvaltı Setleri hem şıklığı ile göz dolduracak, hem de sevdiklerinizi çok mutlu edecek. “Hediyem yılbaşı ruhuna uygun olsun!” diyenler için kırmızı set ideal bir seçim.

Vestel Inox Su Isıtıcı, Dijital Tost Makinesi, Türk Kahve Makinesi'nden oluşan Inox set de çok şık ve pratik bir alternatif. Bu setin farkı ızgara olarak da kullanılabilen Vestel Dijital Inox Tost Makinesi.

Modern ve şık bir hediye arayanlar içinse önerimiz Siyah Set. Vestel Siyah Su Isıtıcı, Ekmek Kızartma Makinesi ve Filtre Kahve Makinesi içeren bu set farklı tasarımı ile benzersiz bir hediye olmaya aday.

Setler için buradan online sipariş verebilir, ücretsiz kargoyla hemen hediyelerinize kavuşabilirsiniz! Unutmadan, Vestel Kahvaltı Setleri 2014 yeni yıla özel hazırlandı. Yılbaşı’ndan sonra bu şekilde set olarak bu fiyatlarda bulmanız pek mümkün değil.

Özel, başka hiçbir yerde olmayan bir hediye arıyorsanız Vestel'de harika bir öneri daha var: Yılbaşı özel tasarımlı Türk Kahvesi Makinesi yeni yıla özel indirimli sadece 59 TL!

Yeni yıl, yeni umutlar, yeni hediyeler… Peki 2014 için dileğiniz hazır mı?

Siz sevdiklerinizi unutmayıp yeni yıl hediyeleri alırken Garanti de sizi unutmamış!
2013 yılını geride bırakırken yeni yıldan yeni dilekler eksik olmuyor. Yeni yıla girerken Garanti Bankası bazılarımızın dileklerini duymuş gibi sosyal medya takipçilerini sevindirecek bir kampanya yapmış!

Yeni yıl hediyeniz Garanti Link’ten!

Yıl boyunca farklı kampanyalarla fırsatlar sunan Garanti Link, 2014’e girerken çuvalını hediyelerle doldurmuş bir Noel Baba gibi bacanızdan inmeye hazırlanıyor. Günde en az 10 kere kontrol ettiğimiz sosyal medya hesaplarımızı Garanti Link ile Link’leyerek 14 şahane hediyeden birini kazanmaya hak kazanıyoruz. Televizyondan tablet bilgisayara, telefondan fotoğraf makinasına kadar birbirinden değerli hediyelerden birine sahip olmak çok da kolay. Benim dileğim yeni yılda sevdiklerimle her anımı ölümsüzleştirebileceğim bir fotoğraf makinası. Sizin dileğiniz ne?






Siz de buradan sosyal medya hesaplarınızı Link’leyin, 14 şahane hediyeden birini kazanma şansı yakalayın!.

Diğer bir önerim ise moda ile teknolojiyi bir araya getiren Samsung Galaxy Gear! Çarpıcı renk seçenekleri, ince ve zarif tasarımı ile giyilebilir teknolojileri günlük yaşama daha da entegre eden Samsung Galaxy Gear alan herkese, 32GB microSD kart hediye ediliyor. 31 Aralık’a kadar geçerli olan kampanya ile hem yeni yılın en şık hediyesi olmaya aday Galaxy Gear’a, hem de yeni yılda en güzel anılarınızı rahatça saklayabileceğiniz 32GB microSD karta sahip olabilirsiniz.





Yenilikçi ve modaya önem veren kullanıcılara siyah, beyaz, gri, turuncu, sarı ve roze gibi çarpıcı renk seçenekleri sunan Galaxy Gear, 1.9 megapiksel BSI sensörlü kamerası ve 1.63 inç Super AMOLED ekranı ile kullanıcıları cezbediyor.

Telefonunuz cebinizdeyken bile bağlantıda kalmanızı sağlayan Galaxy Gear’da bulunan dahili hoparlör sayesinde telefonsuz konuşma deneyimini sunuyor. Örneğin, bir yandan yılbaşı partiniz için hazırlanırken, diğer taraftan telefon konuşmalarınızı yapabilir, alarmınızı kurabilir, mesaj yazabilir ya da takvim girişlerinizi oluşturabilirsiniz.

Kampanya hakkında detaylı bilgi için buraya tıklayın: http://www.samsung.com/tr/campaigns/galaksidenhediye/


Bir boomads advertorial içeriğidir.

19 Aralık 2013 Perşembe

Blog Fırtınası #19 Ananeeee

"Mevsimlerden sonbahardayız"
Kalbim küt küt atıyor. Birazdan gelecek olan trenden o gelecek. Çok uzun zaman geçti. Bu sırada yalnızca mektuplaştık. Fotograf da yollamadık birbirimize... Benim artık tamamen ağarmış saçlarımı bilmiyor hala... Bıraktığında az biraz siyahlarım vardı ne de olsa...

Gündemden #1

Din kisvesi altında yıllardır halkın duyguları ve inançları somuruldu... Mağdur edebiyatı yapılarak magdurdan oy alındı. ne hikmetse geçen bunca yılın ardında mağdur yine mağdur kaldı ama baĞzıları hayal bile edemeyecekleri paraları gördü... Onlar gördü ama mağdur yine gerçeği göremedi. Şimdi ise yine guyya "dindar" insanlar çıkarları söz konusu olunca birbirine girdi... Kimin eli kimin cebinde belli değil... Ucu dokunmadığı sürece bir kesimin bir kesimi desteklediği, kuyruğuna basıldığında ise diğer kesimin bütün kirli çamaşırlarını ortaya dökmesinin "dindar" geçinen insanlarca yapılıyor olması ne yazık!! Şimdi şöyle bakalım bu durumda cehennemde ben mı yanacagim sen mi...
posted from Bloggeroid

Blog Fırtınası #18 Değişim Meğişim Nereye Bağladık Şimdi?

"Bir hayaldi sanki, bir maceraaa"
En sevdiğim değil ama hayatımın bazı dönemlerinde sık sık nedenini bilmediğim belki de çok etkilendiğim için karşıma çıkan bir kitap. En sevdiğim olmasa da en çok etkilendiklerimden diyelim :)
Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti...

17 Aralık 2013 Salı

Blog Fırtınası #17 Artı Onsekiz Eksi Otuz

Yaptığım en güzel tatil Kocayla gittiğim her tatil... Keyif adamı benim Sevgilim. Dolayısı ile onunla tatildeysen keyif yapacaksın.

Blog Fırtınası #16 Beytiiii

Annemlere gittik bugün. Hasta olduğumdan ötürü annem bizdeydi birkaç gündür. Hem iş hem Duru derken yoruldu kadıncağız. Bir de yarın kursunda nöbetçiymiş. Yani yemek sırası ondaymış. Dile kolay 15-20 kişiye yemek yapacak. Ben bu işin hiç akıl kârı olmadığını belirttim. Hoş kendine de çok saçma geliyor ama çoğunluk böyle karar almış sırayla bir kişi nöbetçi olacak, o gün yemek getirecek ve bulaşıkları yıkayacak... Her neyse Aşkım' ın akşam olmaması vesilesi ile biz de Durulady ile annemlere gittik. Hem onu götürmüş olduk hem de dedeciği hanım sultanı görmüş oldu. Ama yorgun annem bir de bize yemek yapacak değildi ya Babacık a telefon edip biz geliyoruz ne ısmarlıyorsun dedik :)

Beytiiii...

16 Aralık 2013 Pazartesi

Blog Fırtınası #15 Uzaylı Zekiye

Bu anıya nereden başlasam nasıl anlatsam neresinden tutsam da bırakmasam bilemedim. Anımsadıkça kahkahalarla güldüğüm bir şey çünkü. Hayır yani zavallı annem ve babamın halini düşünmek bile istemiyorum :)
Yıl 1990. Sekiz yaşındayım. İlkokul 2. Yer Fatoş Abla Koleji...

Denedim #1 : Breathe Right Burun Bandı

Blog yazmaya başladıktan sonra interneti daha farklı şekilde keşfettiğime dair bir yazı yazmıştım daha önce anımsarsın. (anımsamıyorsan tık tık) İşte o yazıda da Fikri Mühim den söz etmiştim. Ama çok da detaylandırmamıştım. İşte bugün Fikri Mühim olmamın bana ne fayda sağladığını anlayacaksın...

14 Aralık 2013 Cumartesi

Blog Fırtınası #13 Ay Biri Ev Mi Dedi?

Bu sefer yine kolaya kaçtım ben. Valla şööyle ballandıra ballandıra anlatmak isterdim hayalimdeki evi ama bedenim ve de akan burnum buna maalesef izin vermiyor... Şu an zaten hadi yatmalısın artık diye sinyal veren gözlerim ve de düşen başım var. Bu sefer sana bol görselli bir sunum hazırladım... Ahanda işte aşağıdaki gibi Ağaçlar içinde bahçeli, kocaman verandalı, şömineli taş dekor bir evim olsun isterim... Mümkünse şööyle şehirden de epeyce uzak. Hoş zaten şehir içinde böyle ev Türkiye' de zor... Aşağıdaki resimler tam da hayalimdeki gibi değil elbette ama en azından nasıl bir tarz olmasını istediğimi aşağı yukarı sana kavratabilecek nitelikte... Hadi ben yatar... Sana iyi seyirler... 

Not: Mutfak tam da hayal ettiğim gibi :) Yatak odası da bunun fıstık yeşili tonlarında olanı :)
http://mobilyalar1.com/genel-ev-dekorasyonu/ingiliz-koy-evleri/

http://piy10.net/country-tarzi-dekorasyon-sirlari/



http://www.dekorasyoncini.com/veranda/
http://hobilerle.blogspot.com/2013/03/ks-bahcelerinde-dekorasyon.html
www.evdekorasyoncunuz.com
Resim yazısı ekle
http://hobilerle.blogspot.com/2010/05/yatak-odas-dekorasyonu.html
http://latinindunyasi.com/french-country-tarzi/
vintage tarzı mutfak_3
http://www.binbirdekor.com/vintage-tarzi-mutfak-tasarimlari.html

13 Aralık 2013 Cuma

Blog Fırtınası #12 Neye Niyet Neye Kısmet

Bu yazıda seni anlatacaktım Gizoşum. Ama bugün bekleninenin aksine gelişen bir gündü... Dün çılgın baş ağrımın ardından bugün de tosbik Kurbik durucanımın diş çıkartamayası tuttu... Sekiz demeden uykusu gelen bebem dokuz buçukta ağlaya ağlaya uyudu.. haliyle ben o saatte anca yemek yiyebildim. Yemek denirse ona da... Bir kase mercimek çorbası... Bir de tıkanan burnum cabası... Şimdi yarın annem gelecek ve başlayacak : ben sana demiştim incecik deri montla eksi bilmem kaç derecelerde disarilara çıkma diye... Öyle zingirin zari gibi dolanıyorsun etrafta... Arabaya binecekmis araba soğuk olmuyor mu binince... Bak bi etrafta senden başka var mı böyle yakası bağrı açık gezen... Vs vs vs... Bla bla blaa...
Ardından koca kişisi anneme arka çıkacak evde de tişörtle dolaşıyor duruya da yelek giydirmiyor... Bilemedim ki şimdi haklılar mı:) hâlâ tişörtleyim bu arada... Ama ev sıcak... Değil mi? Sıcak canım 24derece gösteriyor daha ne olsun...
Yani Gizmocum kaldı senin huysuzluk hikayelerin... Ama içime oturdu vallahi... Senin için çok da güzel bir öykü tasarlamıştım kafamda... On numara beş yıldız olacaktı... Du ben bunu bir not edeyim. Blog benim ne de olsa yazarım sonra ;)

Saygılar ...


posted from Bloggeroid

12 Aralık 2013 Perşembe

Blog Fırtınası #11 Hem Ağlarım Hem Giderim

Sana şimdi buradan çok romantik bir yazı çakardım ya içeride bebem hapşurup duruyor burun akıntısı yok ama acaba hasta mı olacak diye endişe içerisindeyim romantikliği bir başka güne bırakacağım. Doğrudan olaya giriyorum...
Bu Graffiti Yok Artık... 
Yıl 2004 Haziran son finaller bitmiş ben  çok sevdiğim hatta taptığım bölümümün kapısından sanırım "mezunum artık" diye yarı sevinç yarı hüzün çıktım... Bak o anımı anımsayınca yine hüzünlendim birden.. Nedense zaten her Beytepe ziyaretimde bölüm kapıma geldiğimde ilk o kapıyla tanışışım ve de son çıkışım aklıma gelir... Hep mi hüzünlenirsin diyeceksin.. Evet hep hüzünlenirim... Bölüme giriş hikayemi bilare başka bir yazıda detaylıca anlatırım sana... 
Dedim ya yıl 2004 Haziran' da mezun olmuşum temmuzda almışım diplomamı üstünde "Biyolog" ünvanı...  Ne yapacağım diye bakmadım elbette... :) Öyle sandın değil mi? Ben pek çok mezunun aksine Biyologlar Ne İş Yapar? sorusunun yanıtını daha bölümüme girmeden biliyordum zaten. Bile isteye girdim zaten. Ancak karar veremediğim Özel sektörde mi çalışmak yoksa akademisyen olarak mı devam etmekti. Buna karar verebilmek için kendime zaman ayırmak istedim biraz... Pek çok arkadaşımın aksine yazı tatil yapıp bol bol kitap okuyup bolca da dinlenerek geçirmek istiyordum... Gerçi okulumda sorumlu olduğum bir projenin arazi çalışmaları vardı yazın ve ben bu arazilere katılmak da istiyordum. Hocama söz vermiştim. Akademisyen olarak devam edeceksem de onunla devam edecektim. Araziler benim için çocuk oyuncağıydı. Zaten dört senemi bir fiil yaz demeden kış demeden dağ bayır gezerek geçirmiştim... Ayağıma botlarım sırtıma sırt çantam yapışmıştı resmen...
Bir süre evde bir süre teyzemlerin yazlıkta takıldım. Arada arazi çalışmaları... Geldi Ağustos ayı... Bu arada ben ilk defa kariyernet, yenibiriş vs gibi sitelerle tanıştım... Üyelik, CV vs oluşturdum... Bu arada yerli yersiz bütün ilanlara bakıyorum hani tecrübem olsun hangi nitelikte eleman arıyorlar diye.Yine sıcak bir Ağustos ayında bilgisayar başında kariyernet de Yapı Kredi Emeklilik'in iş ilanını gördüm. İlanda en baştaki nitelik sadece 4 yıllık üniversite mezunu olmaktı... "AAA" dedim. bir anda Başvur butonunu tıkladım... Amaç sadece çağırırlarsa -ki ben hiç sanmıyordum,bir biyolog un orada ne işi vardı- iş görüşmesi tecrübesi edinmekti.
Çağırdılar. Mithatpaşa'daki eski yerlerine (bilen bilir). Kocaaa bir salon dolusu insan vardı. Bize seminer şeklinde ne yaptıklarından, Yapı Kredi Emeklilik ten, Bireysel Emeklilik ten vs söz ettiler. Sonra bir sonraki görüşme için eğer katılmak istersek çıkarken isim yazdırmamızı ve toplu bir görüşmeye çağırılacağımızı söylediler. Elbetteki bu beni kesmemişti. Diğer görüşmeyi de görmeliydim. İsim yazdırdım.


blog firtinasi11Bir sonraki görüşme yine aynı yerde oldu. Onarlı gruplar halinde ayırmışlardı. ben de kendim dahil bir on kişi ile girdim görüşmeye. Tam anımsamıyorum. Ama bize bir konu verip tartıştırdılar. Sonra aramızdan beş kişiyi elediler. Diğer beş kişi yine başka bir konu hakkında görüşlerini bildirdi. sonra ayrıldık oradan... Aaa bir baktım bir sonraki görüşme için de aradılar. Amanın dedim sonunda birinin karşısına çıkacağım... Ama değil. Gittim görüşmeye ( bayağı olaylı oldu ama gittim-belki başka bir yazıda anlatırım). Karşımda 3 kişi, iki kadın bir erkek ( kim olduklarını işe girdikten sonra öğrendim- iki kadın ekip lideri erkek ise bölge müdürüydü) önce su ikram ettiler. Olaylı gelişim görüşmeye geç kalışım ve de ağustos sıcağında hayatımda ilk defa giydiğim topuklularımla sıcaktan bunalmış ben hemen sarıldım elbette. Sonra da çay içer misiniz dediklerinde "walla süper olur" diyiverdim :) hayır bir de üstüne ekledim yanına bol şeker olursa sevinirim :) sanki görüşmeye değil sohbete gelmişim gibi... herneyse oldukça keyifli bir görüşmeden sonra gülümseyerek çıktım odadan. Bir iki gün içerisinde tekrar arandım... Aaaa dedim bay geldi bunlar daha ne kadar çağıracak git gel git gel, hani stresi bunun hani taktiği maktiği sanki havadan sudan konuştuk.. Neyse "peki" dedim. diğer görüşmeye de gittim. kalabalık bir ofisti. Uzun uzun masalar önlerinde paravan tek tek oturan telefon ile konuşan hararetli hararetli bilgisayarı ile uğraşan bir ton insan...( meğersem sabah olduğu için bu kadar kalabalıkmış... Öğrendim ki sabah 10 ofis boşalırmış) Camekanlı bir bölmeye girdim. Tombulca sevimli suratlı gözlüklü güleryüzlü bir adam Hoşgeldin Özgen dedi... Tanışmadık ki diyivermişim. Güldü. "Senden çok söz ettiler" Ulan neyimden söz ettiler anlamadım. Vay vay dedim kendime ne dedim ben şimdi de meşhur oldum :) Biraz tanışma faslı sonrası önümde bir kağıt buluverdim. "İŞ SÖZLEŞMESİ" haklarım hak etmediklerim cezalarım eğitileceğim, sınavlara gireceğim işten çıkarsam ne ceza ödeyeceğim ben çıkartılırsam ne şartlarda neler olacağı vs vs bir ton sayfa... Üşenmedim okudum... Peki dedim. İmzaladım. Aşağıya indim. Getirmem gereken belgeler listesini aldım. Eğitim için İstanbul a gideceğim tarihi öğrendim. o tarihten önce hatta şu tarihe kadar o listeyi tamamlamış olmam gerektiğini öğrendim... Vs Vs... Buraları hayal meyal hatırlıyorum. Neden mi? Ben yukarıda o "SÖZLEŞME"de kalmıştım... Ben o imzayı attım... Peki sonra... Akademisyenlik. Biyolog olacaktım ben. Laboratuvarda çalışacaktım... Öyle aptal şapşal bir halde Sevilannemlere (büyük teyzem..ama o benim hep annem) gittim. Kapıdan girdim. Ağlamaya başladım. Ne olduğunu anlamayan Sevilim de benimle birlikte ağlamaya başladı. İşe alındım. Dedim. "Niye ağlıyorsun" dedi bir taraftan o da ağlıyor Canımın içi. "isteyip istemediğime emin değilim" dedim... Ben ağlaya ağlaya başladım ilk işime arkadaş. Eğitim, eğitimden sonra yapılan sınavlar sonra Ankara ya dönüş bunlar hepsi ayrı ayrı hatta her biri de içinde ayrılan yazılar olur.
Amaaaaa... İşte Amaaaası burada... :)
İlk gün işte o kalabalık ofisteki ilk gün benim bütün hayatımı değiştirdi... İçeride bu hikayeyi anlattığımdan habersiz uyuyan Şeytan tüylü, bal dilli, güleryüzlü kocam ve dombak yanak, tosbik kurbik, kokuşuk ayak Durucan ım bu işim sayesinde oldu...
İlk görüşte aşk da varmış arkadaş... Walla da varmış... Sağlam da yakarmış... :)
Bunun hikayesi de başka bahara... 

Hadi Sana İyi Geceler


Not: Yukarıdaki Graffiti beni hüzünlendirdi. Teşekkürler beytepe.blogcu.com

10 Aralık 2013 Salı

Blog Fırtınası #9 Halik Ne Ya?

20131209-215708.jpgHiç yapmadığım bir şey yaptım bugün. Elime kitabımı aldım çantama sadece cüzdanımı koydum ve çıktım. Sakin sessiz bir yer aradım. Kahvemi yudumlarken kitabımı okuyacağım, etrafta iş atmak için bekleyen kızların, hava atmak için cep telefonlarını, sigara markalarını ve pahalı çakmaklarını gösteren erkeklerin olmadığı bir yer. Kendi halinde işte... Oldukça uzun yürümüşüm. Sonunda Ufaklıkla Paris' te Montreuil de oturduğumuz kafe gibi minnak köşe başı bir yer bulmayı başarmıştım. Filtresiz bir kahve söyledim. Geldiğinde ben çoktan on sayfa devirmiştim. Of, ne kadar uzun zaman olmuştu böyle keyifle okumayalı... Filtresiz kahvemin kokusu burnumda kitabıma gömülmüşken bir şey dürttü beni. "Kaldır kafanı bak bi bakalım" dedi. Kitap sayfalarımın arasından göz ucu ile etrafa baktım. Vee o dürten sese "lanet olsun" dedim. Ne vardı şimdi bu kadar kaşınacak... Tam da sakin bir yer bulmuşum uzun zamandır böyle bir duygu tatmamışken daha kahvemi bile yarılamamışken nereden çıktığı belli olmayan kişi: Ortaokul Türkçe öğretmenim... Tanımamıştır değil mi? Tanımış mıdır? eee neden bana bakıyor? kesin tanımıştır. Of konuşmasam vicdanım rahat etmeyecek konuşsam zaten kısıtlı zamanımı harcamış olacağım. Harcamış mı olacağım? Olmayacağım vs derken. Suratımda koca bir gülümseme Filiz Öğretmenimin yanında buldum kendimi "Merhaba Öğretmenim". Türkçe öğretmeni ya Hocam desem garip kaçar olmaz ne bileyim şimdi bir de beni okulun herkes tarafından hal hareket ve davranış olarak örnek alınması gereken kişileri arasında sayan birine tutup da "Hocam" demek gelmedi içimden. O saçları örgülü okul formasını gerektirdiği giyim şeklinden bir santim dahi kaymamış 12 yaşımdaki halime geri dönüverdim birden. Suratında koca bir gülümseme "Merhaba Özgen" dedi. Amanın tanıdı. Ta-nı-dı. Ee nasıl tanımasın 31 yaşıma gelmişim ortaokul fotograflarımla aramdaki tek fark biraz kilo (doğumdan sonra epey arttı) biraz da beyaz saç :). Boy aynı surat aynı. Benim tanımadığım ilkokul arkadaşlarım bile beni yolda çevirip "Merhaba Özgen" diyebiliyor. Herneyse, Filiz Öğretmenim de yalnız gelmiş kafeye eşlik etmemi rica etti. Ettim. Nereden başladık nerelere geldik bilemedim zaman su gibi akıp geçmiş. Saatler sonra konuşmaktan yorulmuş ama eski bir "dost" bulmuş olmaktan mutlu ve huzurlu evime döndüm...
Şimdi çok çok bol bol anım oldu öğretmenimle. Anımsadım hepsini bir bir konuştukça. Oysaki, bugüne kadar ondan bana kalan tek anı "ne şimdi bu, halik ne ya, nasıl yazılır bu yazı" diye düşündüğüm ama 30 üzerinden 27 aldığıma göre doğru yorumladığım orta 2 deki kompozisyon konumuzdu : "İyilik yap denize at, balık bilmezse halik bilir" :) 

9 Aralık 2013 Pazartesi

Blog Fırtınası #8 Söz Vermiştin

blog firtinasi8Eskilerden takılacağım ama çoookkk da değil... Çok müzik dinleyen biri değilim... Tarkan' ın Unutmamalı şarkısı hariç şarkı sözlerini hayatta ezberleyemem. Ama bu gece bana Candan Erçetin geldi... Arada gelir kendisi... O insanın içinde derin duygular uyandıran titrek gırtlak ses tonu var ya. işte o sesi duymak isterim arada... 
Yaklaşık 13-14 sene öncesine ait bir albümü var Candan Erçetin'in ."Elbette". Bana bugün bu albüm geldi yine... Yine diyorum çünkü Candan dan sıklıkla bu albüm gelir bana :)
Özel bir albümdü. Özel şarkılar olan... Mete Özgencil' den midir bilinmez inanılmaz bir duygu yoğunluğu olan bir albüm... Bazı parçaların anıları da vardır bende o yıllara ait.. Bazıları ise sadece duyumsatır; ama taaa derinden. Ağlatır çoğu zaman... Severim ben bu albümü... Senin için bu gece bir şarkı seçtim bu albümden... Melodisi beni benden alan bir parça bu... defalarca dinlesem sıkılmayacağım... hem ritmik hem duygusal... Sözlerini bilemem ama müzikten pek de anlamayan ben bu melodiyle kendimden geçiyorum... Sana da iyi dinlemeler... 

Söz vermiştin bana
Yanıbaşımda yaşlanmaya
Söz vermiştik bu dünyaya
Ne olursak olsaydık

Kaç yıl geçti bak hala
Son bakışın miras bana
Saklı duruyor ne fayda
Bıraksaydın solsaydık

Hangi bahane avutur bilmem
Hangi günahın bedeli bu
Kandırmıyor ne gündüzüm ne gecem
Böyle intikam olmaz

Çok mu fazla bu sitem
Ağır değil mi bu ceza
Söyle kim çok gördü seni bana
Böyle yalnız kalınmaz

Paylaşılmıyor hüzün
Paylaşamam yolu yok bunun
Anlatamam sözü yok bunun
Çekilecek başa geldikçe dertler

Bir zaman bir yerde
Buluşuruz yolu yok bunun
Kavuşuruz yolu yok bunun
Görülecek günü geldikçe

Blog Fırtınası #7 Pastel Renk Mevsimi

Geçen ay yani Kasım, bir "kasım da aşk başkadır" furyası başladı... bu film daha önce de vardı, neden bu yıl bu Kasım bu kadar önemli oldu anlamadım. Ya da geçen Kasım'ları ben mi kaçırdım??? 
Kasım mı? O da ne? Kasım da aşkı maşkı bilemem ama benim için bir başkadır sonbahar... Sonbaharda doğduğumdan mıdır bilinmez hem hüzün hem mutluluktur benim için sonbahar... Sarı yaprak mevsimidir. Kırmızı yaprak mevsimidir. Yeşil yaprak mevsimidir. Pastel renk cümbüşüdür sonbahar... Yüzde hafif bir gülümseme kulakta hafif bir melodi... Koklarsın sonbaharı, mis gibi toprak kokar... Yağmur kokar, aşk kokar...
blog firtinasi7Sonbahar benim mevsimim. Hep böyle duyumsadım. Gökyüzünün binbir çeşidini görürsün sonbaharda... Bulutların binbir yüzünü... Yaprakların sesini duyarsın sonbaharda... Ağaçlar konuşur... Sadece dinlersin... Sonbaharı dinlersin... Sana mutluluğu fısıldar... Yüzde hafif bir gülümseme kulakta hafif bir melodi...

6 Aralık 2013 Cuma

Blog Fırtınası #6 Yağmur

Mutfakta pencerenin önünde duruyorum, yağmur yağıyor. Ben yağmuru dans ederken düşlüyorum yağmurun beni düşlediğini hiç sanmıyorum... Bir bağımsızlık ilanı yağmurun gökyüzünden yeryüzüne inişi... Aynı buharlaşarak yeryüzünden gökyüzüne çıkışı gibi... Yağmur yağıyor ve istediği noktaya istediği şekilde değiyor... Düşmüyor değiyor... Düşseydi canı yanardı. Yağmur bu işten keyif alıyor oysaki... 

blog firtinasi6Mutfakta pencerenin önünde duruyorum, yağmurun balkon camıma değişini izliyorum... Yağmur bana romantik geliyor... Bir şemsiyeyi paylaşan iki kişi düşlüyorum. Şemsiyeyi tutan kişinin ıslanmasın diye aslında yanındakine daha çok tutup kendisinin ıslanmasını duyumsuyorum... Gülümsüyorum...
Mutfakta pencerenin önünde duruyorum, yağmur yağarken yağmuru ne kadar çok sevdiğimi düşünüyorum. Yağmurda çıplak ayak çimlerde üzerimde penye bir elbise ile durduğumu düşlüyorum... Yağmurun bana değdiğini duyumsuyorum. Islanıyorum... Ayaklarım çıplak; çimler üzerinde...

Mutfakta pencerenin önünde duruyorum, yağmurun bütün kiri temizlediğini düşlüyorum. Sokakları, evleri, arabaları, insanları... Yağmurun ruhları temizlediğini düşlüyorum. Arındığımızı...

Mutfakta pencerenin önünde duruyorum, yağmur yağdığını düşlüyorum... Yağmuru sevdiğimi... Kalplere ve ruhlara yağmurun damla damla düşmediğini değdiğini...

Blog Fırtınası #5 Mia Mıdır Nedir?

Teyzemlerdeyim. Aslında onların evi ama orası bir restaurantmış. Onların evi değil yani. Aslında yalnızca duvarlar aynı mobilyaları bile ben resmetmişim o anda. Salon balkonları geniştir Teyzemlerin. "L" şeklindeki salonun "_" kısmından çıkılır balkona. İşte ben tam o "_" kısmının ortasında balkona dik duran bir klasik kırmızı renkli ikili koltukta oturuyorum...Kırmızı rengi kan kırmızı üzerinde yaldızlı desenler de var... Çok sofistike yani... :) Çok şık değilim ama paspal da değil. Sevgilimi bekliyorum. (Sevgilim Kocam oluyor...) Geliyor. Tam sol gözümün ucunda, çok şık jilet gibi bir takım elbise,saçlar jölelenmiş kısacık kesilmiş acayip seksi giriyor mekana... da yalnız değil... Yanında upuzun boylu beline kadar uzun simsiyah saçları olan bembeyaz tenli çekik gözlü, al yanaklı, pembe dudaklı, çok az bir makyajla bile o müthiş doğal güzelliği ile insanın içini ürperten bir ahu devran var... hatunun bacak boyu benim boyum kadar, incecik bel, dimdik memeler, dik ve yusyuvarlak bir popo... Kot pantolon giymiş ama öyle yakıştırmış ki kendisine transparan giyse bu kadar seksi olamaz...
Sevgilimin suratında o müthiş etkileyici şeytani gülümsemesi bir şey anlatıyor bal diliyle hatuna... Hatun Sevgilime gerdan kırıyor falan... Onları görünce öyle samimi bir şekilde mekana girerken kulaklarıma kadar kızardım, yanıyorum, ateşler bastı beni menopozlu kadınlar yanımda halt etmiş... Görse biri kesin itfaiye çağırır yangın var diye... Sinirden mi? Hayır. Kıskançlıktan kardeşim... Hayatım boyunca ben böyle bir duygu yaşamadım... Öleceğim kalp krizinden, o kadar gümbürdüyorum. Ve ne oldu biliyor musun? Onlar öyle cilveleşirken geçip gittiler yanımdan balkona çıktılar. Sanki ben yoktum orada... Yoktum zaten. Onları ilk gördüğüm an yaşadığım duyguyla bir anda buhar oldum kıskançlığımdan, o anda... Balkonda; Sevgilimi beklerken bizim için hazırlandığını düşündüğüm romantik bir masa. Ama gel gör ki masaya ahu devran ve Sevgilim oturdular... Onlara; yalnız onlara hizmet eden bir garson... Ben ne kadar kaldım orada onlar ne yediler ne içtiler anımsamıyorum. Yalnızca o çekik gözlü Ahu devrana Sevgilimin "Mia" diye seslendiğini duydum... Mia, Mia, Mia...
Ne mi oldu sonra... Hiç. Bunlar romantik bir yemek yediler Mia Kalktı gitti. Sevgilim de biraz oturup o da gitti... Olan bana oldu.
O kıskançlık krizi ile sıçradım yataktan. Benim sıçramama Kocam uyandı. İlk tepkim "MİA KİM?" Onun ilk tepkisi "mia kim?" Sabah şoku oldu Canım a :) Bendeki fantaaazi boyutu bu kadarmış arkadaş. Adama bu kadarını anca yakıştırdım. Ama ne yalan söyleyeyim hala Mia ve Kocamı öyle gözümün önünde hayal ettikçe kıskançlık yaşarım... :)

blog firtinasi5Not: İşin komik tarafı kıskanç biri değilim (sorabilirsin) ve inan hiç böyle bir duygu yaşamadım bu yaşıma kadar....

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...