19 Kasım 2013 Salı

Oy Bea Sen Neymişsin Be Pekmez...


Son zamanlarda her yerde bir pekmezdir dönüp duruyor... Bütün medya araçlarında uzman, uzmancık (ben bu kısma dahil olabilirim en nihayetinde bir bilim kurumundan kapı gibi bir diplomam ve 8 senelik de salt gıda laboratuvarı olmasa da ciddi bir iş tecrübem var), araştırıp çok çok okuyan anne-baba, kendini uzman zanneden sıradan vatandaş, neidüğü belirsiz vs vs bir ton insan bir şeyler yazıp çiziyor...
Benim yeni dahil olduğum bir grup olan Ankaralı Anneler mail grubuna da konu ile ilgili bir mail geldi. Mail de Tuğba Öztermiyeci Bayburtluoğlu' nun (Makarna Lütfen firmasının sahibi bir Gıda Mühendisi) pekmezle ilgili bir yazısı yer alıyordu. Senelerdir kendimce bildiğim ancak hiç test etme fırsatı bulamadığım bir şey paylaşmıştı Tuğba Hanım dolayısı ile aslında kendi kendime pekmezle ilgili düşüncemi kanıtlamış oldum bir nevi... Dedim ki bunu diğer annelerle de paylaşayım. Onlarda bilgilensin bilinçlensin. En nihayetinde Tuğba Hanımın da benim de pekmez fabrikamız yok. Niyet iyi ama :)... Ben yazıyı üye olduğum başka gruplarda da paylaştım. Amanın ortalık karıştı... Olay "Dış mihrakların Ülkemizin Köylüsünü batırmaya çalışan ajanları" olma konumumuza kadar geldi. Ben o noktada koptum zaten :) 
Bu da Benim Kullandığım :)
Kısaca Tuğba Hanım ın dediği pekmez kaynatılarak yapıldığında kanserojen bir madde açığa çıkıyor (bunu daha önce çalıştığı bir firmada test etme olanağı bulmuş), dolayısı ile geleneksel yöntemlerle pekmez yapmanın pek de sağlıklı olmadığı bu noktada sanayi tip pekmez kullanılmasının (vakumla daha düşük sıcaklıkta meyveler pekmez haline getiriliyor) daha uygun olacağını belirtmiş. Bunu okuyan sevgili "doğal anneler" de bizi ajan olmaya kadar götürdü... Gülme okuyucu hiç komik değil... Yazının altına yazılan yorumlardan çıkardığım en temel şeylerden biri at gözlüğü takan insan her noktada gerçekten at gözlüğü takıyor... O gözlük nedense hiçbir konuda çıkamıyor. Bilimsel bir gerçek var ortada ama adam reddediyor ben bildiğimi okurum diyor... Oku annem sen oku ne diyeyim ben sana şimdi deyip geçmek var ama işte gönülde el vermiyor kör cahile... Yanlış anlama cehalet okumaktan gelmiyor. Böyle düşünen o yazıya abuk sabuk yorumlar yazan nice üniversite mezunu kişi vardı. (profillerini tek tek inceledim ne yalan söyleyeyim)...

Her neyse olaya vakıf olman adına önce Tuğba Hanım ın ilk yazısını sonra gelen sorulara yanıt olsun diye yazdığı ikinci yazısını okuduktan sonra yazıyı paylaştığım gruptaki yorumlara karşılık yazdığım yorumu aşağıdan okuyabilirsin... Dayanamadım ne yapayım :)

Tugba Öztermiyeci Bayburtluoglu hanım yazıyı ben paylaştım. Bir biyologum. Haliyle anlarsınız bilimsel verilere guvenirim ama %99.9999  herneyse pekmezin sicakla kanserojen etki yarattığını çok önceden biliyordum hal böyle olunca pekmezin kaynatilarak yapılıyor olması her zaman kafamı kurcalayan bir mevzuu olmuştur. Ama elbetteki hiçbir zaman test etme olasılığım olmadı. Yazınız üye olduğum bir mail grubunda paylasilinca işte dedim açıklık gelmiş oldu  o yüzden teşekkür ederim.
Şimdi Sevgili üye arkadaşlar; tuğba hanımın bu yazısını paylaşırken çok da yorum yazma taraftarı değildim. Ancak değinmeden geçemeyeceğimi fark ettim. Elbette hem bir anne hem de bir biyolog olarak herşeyin doğal olmasından yanayım. Ancak, takdir edersiniz ki günümüzde bilim oldukça ilerledi. Eski usul pekçok yöntem "eskiden" çok sağlıklı olsada günümüz koşullarında dışarıdan aldığımız kimyasal maddelerin çoğalması sebebiyle çok da sağlıklı olmayabilir. Bu noktada sizlerden birazcık bilimsel açıdan düşünmenizi rica edeceğim. Ev yapımı ürünler ne koşullarda ve hangi sterilize aletlerle yapılıyor pek de farkında olmayabilirsiniz. Örneğin pekmezi kaynattiginiz kazanı birbkimyasal madde olan deterjanla yıkıyorsunuz. Peki o deterjanin bakterilerin % kaçını yok ettiğini ya da edemediğini hatta bazıları için doğal habitat oluşturabileceğini eee kaynatiyiruz ama dediğiniz noktada da bazı bakterilerin 100derece ve üstünde yaşam alanı bulduğunu biliyor musunuz??? Bakın ben herhangi bir firmaya bağlı çalışmıyorum. Üstelik kişilik yapım itibarı ile de mesleğim itibarı ile de doğal olandan yanayım ancak lütfen şu matbaayı 250 yıl sonra ülkeye gelmesine neden olan zihniyetten kurtulalım. Sizin "eskiden birşey olmuyormuş" diye baktığınız olaylara ben eskiden olsa da haber olmuyormuş diye bakıyorum ... Neden mi? Çünkü "eskiden" köyde 5yasinda çocuk kut diye ölürmus yan köyden kimsenin haberi olmazmış nazardan der bi fatiha okur gomerler kalan sağlar bizimdir diyip geriye kalan 5tane Ye ve yoldaki bi taneye bakarlarmis... Şimdi ise bir çocuk ölüyor bütün ülke ayağa kalkıyor... Neyse bunlar daha da irdelenmesi gereken konular.. demem o ki firmalara değil ama bağımsız araştırmalara ve tuğba hanım gibi bizleri bilinclendirmekten başka hiçbir çıkarı olmayan kişilere biraz güvenelim. Olay pekmez değil yani... Salt pekmez sizi belki kanser etmez ama artık çevremizde o kadar çok kimyasala maruz.kalıyoruz ki hepsi birikince olan oluyor zaten... Bari bildiğimiz.bir tanesinden uzak duralım... Dip not : o pekmezlerin içinde sadece kansorejen madde olduğunu mu sanıyorsunuz  bir de mikroskopla bakın....

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...