28 Kasım 2013 Perşembe

Kış yolculuğuna hazırız!

Tchibo her hafta yenilenen temaları, modayı kaliteyle bütünleştiren ürünleri ve lezzetli kahveleriyle sevdiğimiz markalardan biri.

Bir Tchibo mağazasına girdiğinizde sizi karşılayan harika bir kahve kokusu duyuyorsunuz. Ürünlere bakmak için sabırsızlansanız bile kahve standının önünden güç bela ayrılıyor ve ürünlere doğru yöneliyorsunuz. Ürünlerin hemen hemen hepsi keyifli renklerde ve tarz ürünler. Üstelik hepsi birbirinden kaliteli ve dayanıklı. Tchibo ürünlerinin kalitesi, alanında uzman kişiler tarafından çok sıkı ve acımasız testlerden geçiyor ve sadece testi geçebilenler satışa sunuluyor.

Ve bu hafta tam biz seyahat aşıklarına göre bir tema var Tchibo’da. Kayak Keyfi&Kış Modası! Su ve kir geçirmeyen Ecorepel malzeme ürünler, çığ kazalarına karşı içerisinde yerinizi bildiren RECCO Reflektor bulunan montlar, nemi teninizden alıp dışarı ileten COOL MAX termal içlikler ve çok daha fazlası. Kayak&Snowboard kaskı ve gözlüklerinizi de aldıysanız, kayağa ve kış seyahatine hazırsınız. Ayrıca son moda kışlık kıyafetlerle de pistlerin en şık kayakçısı siz olacaksınız!

Kayak Keyfi&Kış Modası temasındaki tüm ürünler birbirinden güzel ama içlerinden seçerek birkaçına daha geniş yer verelim. Konu kayak olunca güvenlik önemli tabii. Kapitone Kayak Montu yumuşak ve sıcak tutması yanında Recco Reflektorle de güvenliğinizi sağlıyor. Güvenlik demişken, ayakkabı kar zinciri de bu temadan muhakkak edinmeniz gereken parçalardan. Spiral sistemiyle kara ve buza rahatlıkla basıyor, hem de kayıp bir yerinizi kırma tehlikesinden korunmuş oluyorsunuz. Konu seyahat olunca ayaklar daha bir önem kazanıyor tabii. Sağlıklı ayakkabılarla yollar size vız gelecek. Tchibo’nun termal botu ve termal çizmesi tam da bu bahsettiğim türden. Hem ayaklarınızı kuru ve sıcak tutuyor hem de rahat etmenizi sağlıyor. Üstelik fiyatları da dudak uçuklatmıyor. Tchibo’nun profesyonel içlikleri de kayağa gitmeden muhakkak edinmeniz gereken parçalardan. Mikro kapsül teknolojisine sahip bu içlikler, aşırı terlemeyi ve terin üzerinizde kurumasını önlüyor, size hareket özgürlüğü veriyor. Ve çocuklar! Tchibo onları da unutmamış, bu temaya tatlı mı tatlı Çocuk Kar Tulumları ve montlar eklemiş. Hepsi de hava alan, suyu ve rüzgarı geçirmeyen yapıda. Çocuklarınız bu tulum ve montlarla kar melekleri ve kar prensleri gibi görünecek!

Kayak Keyfi&Kış Modası temasında bunlardan başka birçok ürün daha bulunuyor. Daha ayrıntılı incelemek için Tchibo.com.tr’ye tıklayıp, keşfe başlayabilirsiniz. Şöyle keyifli bir alışveriş yapıp, sonrasında da kahveyle yorgunluk atmak isteyenleri, çalışanlarının yüzünden gülümseme eksik olmayan Tchibo mağazalarına davet ediyor ve ekliyorum; yeni temalardan herkesten önce haberdar olmak için Tchibo Facebook sayfasını (https://www.facebook.com/tchiboturkiye) beğenebilirsiniz. Keyifli alışverişler!

Bir boomads advertorial içeriğidir.


25 Kasım 2013 Pazartesi

Pratik Temizlikte Yeni Keşfim

Çok çarpıcı bir başlık atmak isterdim ama temizlik deyince içimdeki bütün ilham kaçıp gidiyor. Çok temizlik yapma manyağı bir insan değilim. Ama temizliğe bir başladığım zaman da çıldırmış gibi yapıyorum. İşte o noktada feci titizim. Zaten sorunda bundan sonra başlıyor. Toz almak benim için zulüm. Çünkü sen sildikçe arkandan bir bir sildiğin yere doluşan o toz zerrecikleri beni çığrımdan çıkartıyor. Dolayısı ile beşyüzbin kez aynı yerin tozunu almak inanılmaz sıkıcı bir iş benim için. Aynı şey diğer yerler için de geçerli. Örneğin; shaggy halılarımı normal bir elektrik süpürgesinin temizlemediğini düşündüğüm için gidip 2200 wattlık bir elektrik süpürgesi aldım. Süpürürken beni de içine çekecek diye korkuyorum... Bir kaç kez duşakabin temizliği yaparken soluduğum çamaşır suyu yüzünden zehirleniyordum neredeyse... Bakma şimdi öyle acayip acayip... Bir biyolog olarak daha organik şeyler beklersin belki benden ama ben de bir çamaşır suyu bağımlılığı var nedense :) (aklına yalan dünya geldi farkındayım). Velhasıl şimdi oturup müthiş temizlik maceralarımı anlatamayacağım çünkü yaptığım gibi detaylı anlatsam karakter sayısının yeteceğini sanmıyorum... 

Yukarıdaki pragrafta uzun uzun anlattığım temizlik takıntım yüzünden temizlikte pratik ürünler tercih etmeye çalışıyorum. Bu yazımın konusu da normal kadının pratik temizlik sopası olarak kullandığı 3M Scotch Brite Pratik Paspas çocuklu bir kadının temizlikte kurtarıcısı haline dönüşebiliyormuş.. Nasıl mı? bu aleti aldığım gün genel bir temizlik yapmıştım evde. Yani elektrik süpürgesi ile etrafı alıp üstünden temizlik sopası ile ıslak zeminleri ve parkeleri sildim. Ancak aleti alıp eve gelince nasıl kullanılıyormuş diye bir deneyim istedim. VEEEE benim için feci son. aleti kullandım gördüm ki yerlerim hala temizlenmemiş. Gerçek diyorum. Çünkü deneme amaçlı kullandığım için su kovası içine yalnızca su koymuştum ve aletin yeri sildiğim sünger kısmı grileşti... Aman allahım deyip yeni baştan tüm ev bu aletle silinip ohhh çok şükür denilip rahatlandı... Durum böyle olunca yeni favori temizlik aletim Scotch Brite Pratik Paspas oldu. Hele bir de yerde temizlik sopası ile beş yüz saat almak için uğraştığım kılları tek seferde toplayınca benim için vazgeçilmez hale geldi. Ön hazırlığı ve sıkması biraz zahmetli olsa da yarım saate sizdeyiz diyen misafirler gelmeden etrafı hemen mis gibi yapması benim için yeterliydi. Şimdilerde ise yerde sürünen bir bıdık olunca evde haliyle bu alet daha bir önem kazandı benim için.

Geçen gün etrafı temizleyeyim istedim. Ama küçüğüm uyuduğu için bir de vakit epey geç olduğundan elektrik süpürgesi çalıştıramadım. Yine de ben de geçmeyen bir temizlik aşkı yoğunlaştı anlatamam; silmem gerek yerleri ertesi güne kalmamalı hissiyatına kapıldım. Dolayısı ile temizlik yapmak için en sevdiğim temizlik aletimi çıkarttım. Islak zeminler tamam da halı ne olacak??? Değil mi? Aklıma geleni denedim hemencecik tabiki VEEEE favori temizlik aletim  En Favori Temizlik Aletim olarak bir madalya daha kazandı :) Halıların üzerini de şöyle bir çektim pratik paspas ile kıl tüy ne varsa hepsini üzerinde toplamıştı alet. Halılar bir parladı bir anda sana anlatamam. Bir de halı şampuanı ile silip elektrik süpürgesi ile alsam kim bilir nasıl olur... Hal böyle olunca benim gözlerim de parladı... Gece iki de yattım ama mutlu mesut :) Durumdan temizlik için yardıma gelen ablanın haberi yok.. Olmasın da zaten :) 
Ben zaten çok memnun olduğum bu aleti bir de sana anlatayım dedim :) Belki senin de işine yarar :)...

Sevgiler...

Not: Bu bir reklam değildir. Firma ile hiçbir bağım yok. Belki benzer ürünler de aynı etkiyi yapıyordur. Kullanmadım, bilemiyorum. Ama bunu kullanıyorum çok da memnunum. Önerimdir :)





21 Kasım 2013 Perşembe

Bunu Blogumda Paylaşabilirim. Hürriyet Benim.

Hürriyet; gündeme dair cesur bir projeyle karşımızda. TBWA\ISTANBUL'un hazırladığı proje kısa zamanda oldukça ses getirdi. Din, dil, ırk, cinsiyet ayırt etmeden bireysel özgürlükleri konu alan projenin amacı Türkiye'nin dört bir yanından insanların hürriyetlerini dile getirmeleri ve seslerini duyurmaları...

Bu proje katılımcıların kendi hürriyetlerini anlatmaları için tasarlandı, katılımcılar videolarını oluştururken ilham versin diye de bir film hazırlandı.
 
Hürriyet, herkesi kendi hürriyet cümlelerini yazmaya ve hürriyet şarkılarını yaratmaya davet etti. Kullanıcılar içinde kendi fotoğraflarının da olduğu hürriyet filmleri yaratabiliyor ve bu filmleri sosyal medyada dilediğince paylaşabiliyor. Ayrıca seçtikleri mesaj ve fotoğraflarından oluşan bannerı hurriyet.com.tr sayfalarında yayınlanıyor. Kısaca proje tamamıyle interaktif bir proje olarak kurgulandı. www.hurriyetbenim.com üzerinden ilham verici videoyu seyredebilir, kendi video ve bannerınızı yaratabilirsiniz.

"Hürriyet Benim" filmi, daha TV’ye çıkmadan viral olarak sosyal medyada gösterildi ve çok kısa sürede yayılarak; sosyal medyada konuşulmaya ve paylaşılmaya başlandı. Kullanıcıların katkılarıyla yapılan klipleri Twitter'dan #hürriyetbenim hashtag'iyle takip edebilirsiniz.

Ben de kendi videomu oluşturdum ve benim için hürriyetin ne demek olduğunu anlattım. İzlemek için;
http://hurriyetbenim.hurriyet.com.tr/video.aspx?k=EFGIVV1PDDC
Bir boomads advertorial içeriğidir.

19 Kasım 2013 Salı

Oy Bea Sen Neymişsin Be Pekmez...


Son zamanlarda her yerde bir pekmezdir dönüp duruyor... Bütün medya araçlarında uzman, uzmancık (ben bu kısma dahil olabilirim en nihayetinde bir bilim kurumundan kapı gibi bir diplomam ve 8 senelik de salt gıda laboratuvarı olmasa da ciddi bir iş tecrübem var), araştırıp çok çok okuyan anne-baba, kendini uzman zanneden sıradan vatandaş, neidüğü belirsiz vs vs bir ton insan bir şeyler yazıp çiziyor...

11 Kasım 2013 Pazartesi

Birden Geldi...

Kalbimin sesini dinliyorum uzun zamandır. Konuştuğunu unutmuşum... O sesten çıkan bir şey var aşağıda... Sen nasıl adlandırırsan...

10 Kasım 2013 Pazar

Bu Karın Nasıl Gider?

Malumunuz gebelik döneminde tam tamına 21 kilo alarak bence hayatımın rekorunu kırdım. ikinci de olursa (ki ben istiyorum kocam da şaşar beşerse yaparım bir tane daha :)) bu sefer bu kadar yemeyeceğim... son günlerimde oturduğum yerden birinin yardımı olmadan kalkamıyordum... Yoksa yemek yemek gerçekten çok da keyifli bir şeymiş :) hamilelik bitti de gitti, lohusalık geçti vs. derken ben 10 kiloyu hoppp diye eritiverdim. bebeme sadece anne sütü verme derdinde olduğumdan olsa gerek azmettim yemeye devam ettim. Ama içtiğim onca suların da hakkını yememek gerek... eee sonuç gebelik biteli 8.5 ay oldu hamilelik öncesi kiloma düşmek için bugün itibari ile sadece 2.5 kilo kaldı... hala gebelikdeki performansım ile yediğimi varsayarsak bu kilo bence inanılmaz az :) Pekiii benim neden hala koca bir göbeğim var ??? sezaryen deme çünkü kadın doğumcum sezaryen ile iki adet bebe yapmış karın kasları Kıvanç Tatlıtuğ' la yarışırdı... ben sana soruyorum ancak yanıtı çok da iyi biliyorum... Kadın Doğumcumun da bana dediği gibi "gevşek karın kasları"... azmettim işte bu da kanıtı olsun diye buralara kadar yazıyorum. BU KARIN DÜMDÜZ OLACAK :) !!!

Sevgiler :)

9 Kasım 2013 Cumartesi

Gerçek dost yolculukta tanınır

Volkswagen Caravelle, geniş iç hacmi, konfor ve sürüş dinamikleri ile yolculukları zevke dönüştürmek için tasarlandığını kanıtlıyor.

Konfor ve şıklığın yüksek teknolojiyle buluştuğu Caravelle, zengin standart donanım özelliğiyle kendi sınıfını yaratıyor.






Hafif ticari araç kullanıcıları iyi bilir; yolculuklarda karşılaşılan zorluklar, mesafeler ancak yol arkadaşınızın fedakârlığı, cesareti ve gücüyle daha kolay hale gelir. İşte o yüzdendir ki gerçek dostluklar yolculuklarda ortaya çıkar.

Volkswagen Caravelle de daha ilk bakışta bir yol dostu olduğunu gösteriyor.

Volkswagen teknolojisinin ulaştığı noktanın bir simgesi konumunda bulunan Caravelle, keyifli ve güvenli sürüşleri garanti ediyor. Geniş aileler, iş adamları, turizm ve servis taşımacılığı olmak üzere çok geniş yelpazede kullanılabilen ve artık BlueMotion teknolojisiyle de sunulan Caravelle, Trendline ve Comfortline olmak üzere 2 farklı donanım seviyesine sahip.

Konforun en önemli öğesi, geniş ve donanımlı yaşam alanı

Volkswagen Caravelle, sunduğu ferah iç mekanıyla bu sınıftaki tartışmasız liderliğini gözler önüne seriyor. Tüm detayların düşünüldüğü geniş iç mekan Caravelle’in etkileyici karakterini ortaya koyuyor.

Caravelle konfor öğeleriyle de sınıfının çok ilerisinde: standart olarak sunulan klima sistemlerinin hem sürücü, hem de yolcu bölümünden üfleme özelliği sayesinde, yolcu bölümünde de etkin iklimlendirme sağlanıyor. Arka tavana entegre klima modülü sayesinde, yolcu bölümünden de iklimlendirme ayarları yapılabiliyor.

Trendline ve Comfortline modellerinde standart olarak bulunan otomatik yanan farlar, yağmur sensörü ve otomatik kararan iç dikiz aynası özellikleri Caravelle’in konforunu artırıyor ve sürüş kolaylığı sağlıyor.

Sınıfında sadece Caravelle’de bulunan servotronik, yani hıza duyarlı direksiyon, yüksek hızlarda daha güvenli, düşük hızlarda da daha konforlu bir kullanım avantajı getiriyor.



Geniş ailelerin tercihi

Kullanıcıların Caravelle’i tercih etmelerindeki en büyük etkenlerden biri, geniş aileler için kullanışlı ve rahat bir araç olması. Ayrıca Caravelle’i tercih edenlerin büyük bir kısmı da, tercihlerinde “Volkswagen” markasının satın almada büyük bir etkisi olduğunu söylüyor.

Sınıfının en güçlü motoruyla verimliliği birleştiriyor.

Model ailesinin en güçlü motor seçeneğini oluşturan ve Yeni BİTDI teknolojisiyle sunulan çift turboşarjlı 180PS’lik motor, 1500-2000 dev/dak aralığında 400 Nm'lik tork üreterek sportif sürüş ayrıcalığı yaşatırken 0 km/h'den 100km/h'ye sadece 11.3 saniyede ulaşabiliyor.

Caravelle’i en yakın rakiplerinden ayıran birçok özellik bulunuyor. Önden çekişi sayesinde, arkadan çekişli rakiplerine göre daha iyi bir yol tutuşu sağlarken, sürüşe duyarlı ön sis farı, viraj dengeleme sistemi ESP, çekişi artıran elektronik diferansiyel kilidi, aracın öne yığılmasını engelleyen EBC, yüke duyarlı devrilme kontrolü ARP, yağmurda fren desteği gibi sistemleri ile daha güvenli bir yolculuk sağlanıyor. Ayrıca sadece Caravelle’e özel 7 ileri DSG otomatik vites seçeneği ve 4 adet Isofix çocuk koltuğu bağlantı noktası da hem sürücü ve hem de minik yolcular için daha konforlu bir yolculuk vadediyor.

Tüm yolculuklar çok güvenli

Caravelle’de standart olarak sunulan güvenlik özellikleri her koşulda güvenli yolculuk etme olanağı tanıyor. ESP, ABS, sürücü ve yolcu hava yastıkları, ASR, EBC, EDL, ön ve arka viraj denge çubukları, dört tekerlekte bağımsız süspansiyon, BAS, EBD, ARP, Prefill, FBS, Yağmurda Fren Desteği, Hillholder, ani frenlemelerde otomatik yanan dörtlü flaşörler. Ayrıca Caravelle’deki bir başka güvenlik unsuru da, çarpışma anında katlanabilen teleskopik direksiyon kolonu; olası bir çarpışmada direksiyon kolonu, sürücü hava yastığının açılması durumunda hava yastığı ile sürücü arasındaki mesafeyi koruyor.

Caravelle hakkında daha detaylı bilgi almak için tıklayın.






Bir bumads advertorial içeriğidir.

6 Kasım 2013 Çarşamba

Bilgisayar Bana Kalınca...

Nasıl tuhaf bir hismiş uzun süreden sonra bilgisayar başında yazı yazmaya başlamak :) Akıllı telefonumdan yazılarımı yazıp resimlerimi ekleyebildiğim için bilgisayara gereksinimim olmamıştı uzun zamandır. şimdi koca erkenden yatınca benim de işim olmayınca bilgisayar bana kaldı... ben de bilgisayara bakakaldım :) eee ne mi oldu??? Hiçbir şey... zaten sorun da bu :) ben bilgisayarla ne yapılır onu bile unutmuşum. Twitter ve Facebook a gireyim dedim çok tuhafıma gitti :) bu da bir süreç zannımca... bööööyle bakışıp kalmak... halbuki en sadık arkadaşımdı benim bu alet :)

Bugün de Böyle

Bu kadar zamandır okur yazarım, uzun zamandır blogların varlığından haberdarım neden bir Blog yazmak için bu kadar bekledim anlamıyorum. Oysaki senelerce günlük tutmuş ve o günlükleri sanki biri okuyormuşcasına yazmıştım. Hoş annem sağolsun en sadık okuyucum(!)du, hâlâ da öyle :)... Sadece lisede yazdığım deneme yazılarım, hikayelerim ve de şiirlerimden bile inanılmaz zengin bir Blog çıkabilirdi... Bir ara gerçekten kalemimi yitirdiğimi düşünmeye başlamıştım. Hâlâ daha da tam anlamı ile kazanabilmiş değilim. Ancak deniyorum... Eski okuma performansıma da kavuşursam kendimi daha da mutlu hissedeceğim...

3 Kasım 2013 Pazar

Geziden Sonra...

O kadar uzun olur ki bu yazı gerçekten paylaşmak istediklerimi anlatsam... Pek çoğumuzun hayatında bir "gezi" dönemi oldu yadsınamayacak. Pek çok hayat da öncesi ve sonrası diye ayrılıyor zaten. O dönem öyle bir dönemdi ki kırk yıllık dostlukları bile sekteye uğrattı... Kanlı mıydı? Gerçek anlamda da mecazi anlamda da EVET. Peki bunu kabul ettik mi? Pek çoğumuz HAYIR!! Peki neden? Gezi olayları insanların bir kısmını -ki bu iktidar partisi yandaşları olmayan çoğunluk- geleceğine dair endişelerinden, yalnız mıyım kaygısından komşusundan şüphelendirmekten ve daha pek çok şeyden kurtardı. AKP ilk iktidara geldiğinde her iki kişiden biri bu partiye mi oy verdi şimdi? Sorusunu ve kaygısını ortadan kaldırdı. Hâlâ kendileri öyle olduğunu varsayadursunlar alenen açıklanan istatistikler ve sokaklarda görülen tepkiler öyle olmadığını ayan beyan ortaya koydu. Varsın parti lideri hâlâ bir %50 den söz etsin.
Bir de benim hayatımda değişenler var. Örneğin zaten Duru ile başlayan TV izlememe durumumuz "GEZI"den sonra haber bile hatta özellikle haberleri izlememeye döndü. Artık ahi ömrümde koskoca TV kanallarının hatta haber kanallarının ülkede olup bitenlerden bihabermiş gibi yapmasını da gördüm ya... Ne diyeyim...



Dolayısı ile bizim evde cep telefonları artık hayati fonksiyon almaya başladı. Çünkü objektif, yansız haber alabileceğimiz yerler haber portalları, bazı haber ajansları hatta olayları birebir yaşayıp yalakalık yapmadıkları ve olanı biteni bütün çıplaklığı ile ortaya koydukları için işlerinden olan gazeteci ve habercilerin kişisel Twitter hesapları oldu.



Sana şimdi buradan böyle söyleyince komik geldi değil mi? Ben yazıp tekrar okuyunca komik bana geldi. Ama gerçek bu...





Ne yalan söyleyeyeyim Ülkemin yeni nesil gençlerini çok yitik buluyordum bir de. Ancak bu haziran bana onların bizim ve kendi çocuklarına iyi bir gelecek hazırlayabileceğine dair umut ışığı yaktı... Öyle cesurca özgürlük istediler, öyle cesurca direndiler ki şimdi bile anımsadıkça gözlerimden yaşlar süzülüyor... Ben artık onlara güveniyorum. Ne istediklerini ve neden istediklerini çok iyi biliyorlar...
Ve son birşey "UYAN ARTIK BERKIN UYAN!!! COK OLDU YAVRUM BE!!!"




posted from Bloggeroid

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...