29 Eylül 2013 Pazar

Petrol Kiri Temizlemiyor...

Tatili Antalya da geçirdiğimi cümle alem duydu zannımca. Bir önceki yazımda da yazmak için biriktirdiklerim arasında Arap Yarımadasının güzide insanlarından oluşan bir turist aile ile yaşadığım ufak bir anektodu paylaşmak istediğimi belirtmiştim ki bu yazının konusu da bu olacak...

Tünektepe' den Antalya
Tatile bebeğinle çıkıyorsan arkadaşım asla kumcu (bunun hikayesini bilare anlatırım) olmayacaksın. Zira bir önceki tatilimizde yaşadığımız tecrübelerimize istinaden bu sefer şezlong ve şemsiye kiramala yoluna gittik ki hem biz hem de Duru Bebik rahat etti. Bu durumda Duru yu emzirmesi kolay oluyordu dolayısı ile sahilde kalma süremiz de uzuyordu. Hani şezlong da bazı sahil beldelerindeki gibi inanılmaz pahalı da değildi. Çocuklu ve bebekli okuyucular bilirler, zaten çocuğun ve bebeğin varsa rahatı için gözün para mara da görmüyor... Şezlongları kiraladığımız özel mülkün tam da yan tarafı halk plajı (biz daha önce kumcu olarak buralarda takılıyorduk). Herkes ortak soyunma kabini ve duşu kullanıyor. Bu durum kimseyi rahatsız etmiyor. Gel gelelim anlatacağım öykümün başlangıcına (aynı gün içerisinde peşpeşe traji komik olaylarla karşılaştık). Biz rahat edelim Bebiki de denize sokuyoruz diye denize en yakın şemsiye ve şezlongları tercih ediyorduk her daim. O gün de yine o şekilde bir tercihte bulunmuştuk ancak yanlışımız hani kimseyi rahatsız etmeyelim bebek arabamız da var yol ortasında kalmasın diye halk plajına en yakın şemsiyeyi tercih etmemiz olmuş. Biz denize girmiş çıkmış kurumak için güneşte biraz bekledikten sonra daha fazla yanmayalım diye şemsiyemizin altına gölgeye kurulmuş Bebikimizi de uyutmuşken kadının bir tanesi tam da bizim şemsiyemizin dibine şezlonglarımızın önüne deniz le aramıza havlusunu attı sereserpe yattı... ( bkz. resim 2) hayır birşey değil ben şezlongtan kalkarken üstüne basacağım o olacak :) uzunca bir süre güneşin altında zaten oldukça esmerleşmiş tenini daha da yaktıktan sonra biraz bilgisayarıyla ve telefonu ile takılıp sonra belki bizim mızıldanmalarımızdan rahatsız olup belki de yeterince kaldığını düşünerek denize de girmeden çekti gitti...
resim 2 :)
O gitti ama biz rahat edebildik mi? Hayır!!! Neden mi? Başta da belirttiğim gibi Arap Yarımadasının güzide turist ailelerinden biri (bir anne, bir anane-babane, 4 çocuk) kocaman halılarını çıkartıp şemsiyelerini de açıp tam bizim şezlongun dibine kuruldular. Yetmedi özel mülkiyete ait şezlonglardan bir tanesine ve bir de masaya parasını da vermemek üzere el koydular. Masanın üzerine dışarıdan aldıkları yağlı ve salçalı kebapları çıkarttılar. Pilavı elleri ile olmak sureti ile bir güzel gövdelerine indirdiler... Bu arada sevgili anne ve büyüğü ellerini dahi deniz suyuna sokmadılar... Haliyle hiçbir suya... Çocuklar denize girdiler. Altı bezli olan zavallı yavrucağın bezi idrardan o kadar şişmişti ki çocuk ayağa kalktığında altından koca bir torba sarkıyordu ama kimin umurunda... İşte o çocuklar da büyüyor bizimkiler de diye düşündüm :) Çocuklar kurulandıktan sonra da toparlanıp gittiler... Arkalarında çöplerini de bırakarak... Ki yaklaşık 10 metre ötelerinde bir çöp kutusu da bulunuyordu... Toplasan bir saat anca kalmışlardır dibimizde... Ancak gürültüleri ve görüntüleri yetti... İnsan ayırmam ben okuyucu. Memleket de...Nerelisin diyene Dünyalıyım diye yanıt veririm o kadar... İnsanım en nihayetinde nereli olduğumun çok da bir önemi yoktur benim için... Ancak bir gerçek de yadsınamıyor maalesef. Yetiştiğin ortam seni bir şekilde etkiliyor işte. İyi de kötü de... Ha işte tam da bu sebepten ötürü Arap yarımadasındaki ve oraya yakın memleketlerdeki insanlar temizlikten bihaber oluyorlar nedense... Bu kanıya nereden vardın dersen şu yaşadığım son olay kanıtıdır ki daha önce de daha da mide kaldırıcılarına tanıklık etmiş oralarda yaşamış insanlardan öyküler dinlemişliğim vardır. Su az elbette memleketlerinde ama bu onların bu konudaki geri kalmışlığını açıklayamıyor benim için; özellikle icatların hiçbir şekilde insanı şaşırtmadığı şu yüzyılda... Her şeyi Avrupalı dan mı öğreneceğiz diyenler var  ya; hah işte sözüm sana: medeniyeti evet... Gerçekten adamlar çok hızlı ilerliyorlar medeniyet anlamında. Medeniyet derken aynı zamanda zihniyetten de söz ediyorum elbette. Orada çok su var da mı her gün hatta sabah akşam duş alabiliyor bu insanlar. Parfümü Fransızların neden icat ettiğini bilmeyen yoktur sanıyorum. Ancak adamlar o zamandan bu zamana oldukça hızlı ilerlediler... Bizde ise son zamanlarda bir Osmanlı-Arap hayranlığı almış başını gidiyor ve ne yazık ki hala aramızda matbaayı gavur icadı olarak görenler var...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...