25 Şubat 2013 Pazartesi

keyif.....

Facebook da oyun oynamayı kendime yasaklamalıyım.. şayet kurukelleleri vurmaktan gece rüyalarımda kurukelle görüp duracağım...

Şaka bir yana..artrık çok da hareket edemeyen vücudum bilgisayar başına geçince kalkmak bilmiyor...Kızımın gece mesaisi başlayınca da tabi ki uyku da tutmuyor... Anlayacağın 39. hfta içerisinde olan ben artık kızımın dışarı çıkmak istemediğini düşünmeye başladım.."anne keyfim rahat, seni azıcık tepiklesem de çok da rahatsızlık vermiyorum di mi" diye düşünüp keyfini bozma niyetinde olduğunu sanmıyorum...ama sevgili kızçem daha ne kadar şişcez birlikte sorabilir miyim sana....

21 Şubat 2013 Perşembe

Boyalı Kuş / Jerzy Kosinski


Bugün sana önce bir yazardan sonra da o yazarın hayatımda çoookkk önemli bir yer kaplayan kitabından söz edeceğim... veee şiddetle okumanı salık vereceğim. Şayet kitabı okumazsan hayatında oldukça eksik bir şeyler yapmışsın demektir.
 
Jerzy Kosiński (14 Haziran 1933 – 3 Mayıs 1991Musevi ve Polonya asıllı, ABD'li yazar Polonya'nın ikinci büyük şehri Łódź'da doğdu. II. Dünya Savaşısırasındaki bir çocukken, Doğu Polonya'da Katolik bir Polonyalı ailenin yanına sahte bir kimlikle sığındı. Bir Katolik rahibi sahte bir vaftiz sertifikası çıkarmıştı, savaş sırasında Polonya Katolik Kilisesi'nin yaptığı olağan bir uygulamaydı. II. Dünya Savaşı'ndan sonra, Kosiński ailesine kavuştu ve tarihle siyaset dalında 1957'de Amerika Birleşik Devletleri'ne göç etmeden önce Polonya'da derece kazandı. 1955-1957 yılları arasında Varşova Bilimler Akademisi'nde asistan olarak görev yapan Kosinski, Ford bursuyla ABD'ye gitti. Psikoloji doktorasını yaptıktan sonra, Wesleyan ve Princeton Üniversitelerinde ve Yale Üniversitesi'nde öğretim üyeliklerinde bulundu.İlk yazılarını 1960 yılında Joseph Novak takma adıyla yayımladı.1962'de Amerikalı çelik imparatoriçesi Mary Hayward Weir ile evlendi.

Kosiński'nin en bilinen romanları arasında 1965 tarihli Boyalı Kuş ve 1971 tarihli Orada Olmak sayılabilir. Baş rolde Peter Sellers'ın ve filmin yönetmeni Hal Ashby 1979 yılında Orada Olmak romanından bir film çevirdi. Senaryosu Kosiński tarafından yazılmış ve 1980 yılında British Academy of Film and Television Arts (İngiliz Film ve Televizyon Sanatları Akademisi) tarafından en iyi senaryo ödülüne layık görülüp, Amerika Yazarlar Derneği tarafından en iyi Another Medium'dan uyarlanmış komedi ödülünü de aldı.
Kosiński 3 Mayıs 1991 günü intihar etti. İntihar öncesi yazdığı ayrılma notunda "Her zamankinden daha uzun bir süre uyuyacağım. Buna sonsuzluk deyin." (Newsweek, 13 Mayıs 1991)

Boyalı Kuş kitabının ise kendi hayatından bir hikaye olduğu söyleniyor ki şayet böyle ise intihar etmesi ve bu intiharın şekli yazdıklarını yaşamış bir insan için oldukça normal...

Boyalı Kuş farklı olmanın hikayesini anlatır...Diğerlerinden farklı boyalı bir kuş...

II. Dünya Savaşı sırasında Alman işgalinden kurtulabilmesi için ailesinin 6 yaşında bir çocuğu köyde bir teyzenin yanına göndermesi ile başlar öykü... Başlangıcı masum olan öykünün sonradan yaşlı teyzenin ölmesi ile başının çaresine bakmak zorunda kalan yalnız bir çocuğun köyden köye dolaşması ve o köylerde yaşadıkları oldukça içler acısıdır..Küçük çocuk koyu tenli ve saçlı olması nedeni ile Yahudi ya da çingene sanılarak haliyle pek çok yerde reddedilecek ve dışlanacaktır. Kitap, büyük bir oranda küçük çocuğun gözünden etrafındaki yeni hayatı işlemektedir.

Kaynak : http://tr.wikipedia.org/wiki/Jerzy_Kosi%C5%84ski

16 Şubat 2013 Cumartesi

Beydağları - Olimpos Sahil Milli Parkı


 




Bu sefer de yurdumdan bir yerden söz edeyim sana.. Gezip görmen gereken... Çok da bir şey anlatmayacağım sana burayla ilgili zaten fotoları görünce neden gitmen gerektiğini anlayacaksın... :) 

Yer : Olimpos, Antalya'ya 85,7 km. uzaklıkta, Caretta Caretta kaplumbağalarının yavrulama alanı olduğundan sit alanı olarak koruna tatil köyüdür.  Likya Yolu üzerinde bulunması önemli özelliklerindendir. Böylece ideal bir yürüyüş yolu olduğundan oldukça fazla trakking hayranı ile dolmaktadır. Beydağları - Olimpos Sahil Milli Parkı sınırları içinde yer alır.

Tarihi Bilgi : Olympos Hellenistik Devir'de kurulmuştur. M.Ö. 100'de Lykia birliğinin önde gelen ve üç oy hakkına sahip altı şehrinden birisi olmuştur. M.Ö. 78'de Roma komutanı Servilius Isaurieus Olympos'u korsanlardan temizleyerek şehri Roma topraklarına katmış, Roma dönemi sırasında hemen yakınındaki tabii gazların yandığı Çıralı'daki Demirci tanrı Hephaistos kültü ile büyük bir ün sahibi olmuştur. Venedik, Ceneviz ve Rodos şövalyelerinin Akdeniz'de cirit attığı Orta Çağ'da şehir biraz hareketlenmiş ise de Osmanlıların deniz üstünlüğünü kurmalarından sonra iyice önemini kaybetmiş ve XV. yüzyılda terk edilmiştir.

Olympos, içinden geçtiği dereciğin iki yanına yayılmıştır. Kumsaldan da görülen ve mezarların üzerinde bulunan yüksek tepe Olympos'un akropolüdür. Üzerindeki yapı kalıntıları ise Orta Çağ'da bir kale şekline sokulan surlara aittir. Bu tepeden bakıldığında Venedik misali ırmağın güzel görüntüsünü seyredebilirsiniz. Irmak, kenarlarına yapılan poligonal teknikteki duvarlarla kanal haline sokulmuş, bugün dehlizlerini gördüğümüz köprü ile iki yaka birleştirilmiştir.Nehrin karşı tarafında hemen kıyıda görülen pencereli yapı şehrin hamam kalıntılarıdır. Olympos'un bu kıyısına nehrin üzerindeki iri taşlara basarak geçilebilir. Burada çalılıklardan çok zor gezilebilen Olympos'un tiyatrosu bulunur. Tiyatronun tonozlu paradosları, orkestraya ve çevreye dağılmış süslü kapı ve niş parçaları burada tipik bir Roma Devri tiyatrosunun bulunduğunu gösterir. Tiyatro ile deniz arasında Bizans Çağı bazilikası ve suru ile nehrin kenarındaki hamam kalıntılarıdır.

Kalınacak yer mi dedin...Ağaç evlerden daha ideali olamaz sana pansiyon adı vermeyeceğim.. Hemen hemen hepsinin hizmeti aynı... Tarz belirleyip gidebilirsin... Benim ufacık önerim ise otelleşme yolunda giden büyük yerleri değil de ufak kendi içinde portakal ağaçlarının gölgesinde serinleyebileceğin yerleri tercih etmen...yine de sen bilirsin tabi ki... 










12 Şubat 2013 Salı

evde oturmanın verdiği yorgunluk

zormuş evde olmak.. ruhen yoruluyorsun... belki de ben hiç alışık olmadığım içindir... çalışırken bile hep dışarılarda olunca kapalı bir mekanda böyle akşama kadar... zormuş.. hatta yorucu benim için.. dışarıda bütün gün koştururken bu kadar yorulmadım hiç ben... 8 yıl koştum yorulmadım şunun şurasında 2 aydır evdeyim yoruldum yemin ederim...

4 Şubat 2013 Pazartesi

dinlemek...dinlenmek...

Bugün de dinlediğim parçaları paylaşayım senle..unutmuşsundur belki bunları... iyi gelecektir.. ya da... güsel şarkılardı ama :)







LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...