29 Kasım 2012 Perşembe

Okulöncesi Eğitimin Önemi


Son birkaç aydır toplumda eğitim sistemi ve eğitim konuları bu kadar gündem konusu iken benim de bu duruma rastlantısal olarak balıklama bir dalışım oldu. Tam da eğitim sisteminin değiştiğinin gündeme geldiği ve bunun tartışmalarının devam ettiği sırada benim de bir çocuğum olacağını öğrendim. Elbette ilk konuya müdahil oluşum böyle başladı… Bir iki ay sonra çok değer verdiğim çok sevdiğim ve önemsediğim 30 yıldır çocuk gelişimi konusunda çalışan “halam” dediğim annemin kuzeni bir gündüz bakım evi açtı. Ben de elimden geldiğince etüt kısmında çocuklara fen ve teknoloji derslerinde yardımcı olmak için çalışmaya başladım. İşte ikinci kez konuya müdahil oluşum da bu şekilde oldu. Burada kaldığım bu kısa süre zarfında kreş ve etüt çocukları arasında yaptığım gözlemleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Eğitim konusu oldukça geniş bir konu. Bu konu ile ilgili paylaşımlarım devam edecek. Ama bu yazımda konuları çok da dağıtmayacağım. Önceliğim okul öncesi eğitimin önemi olacak.

Okul öncesi eğitimin amacı çocuklarda öğrenmeye ilgi uyandırmak ve çocuğun varolan yeteneklerini görünür kılmaktır. Çocuklar bu dönemde paylaşmayı, dayanışmayı, sosyalleşmeyi ve birlikte çalışmayı öğrenirler. Bu dönem, araştırmacılar için çocuğun yüksek öğrenme potansiyeline sahip olduğu bir dönem olarak görülür.

Okulöncesi eğitimin çocuk üzerindeki etkilerini inceleyen pek çok yabancı araştırmacı araştırmalarından şu verileri elde etmişlerdir: “İyi bir okulöncesi eğitim çocuğun sosyal becerilerini geliştirmektedir. Bazı durumlarda bu etki birkaç yıl sonra bile ayırdedici bir nitelik olarak gözlenebilmektedir. Eğer çocuğun ev ve okul dışı ortamı gelişmeyi olumlu yönde uyaracak bir nitelik taşımıyorsa, bu gibi çocuklarda okulöncesi programları dil ve zihin gelişiminde açık biçimde etkileyici olmaktadır.” 

3 yaşına kadar bir çocuğun beyni bir yetişkinden 2,5 kat fazla çalışır, 6 yaşına kadar bir profesörden 2 kat hızlıdır. Yapılan tüm uluslararası araştırmalar ve uygulanan testler göstermektedir ki 0-6 yaş grubunda, gelişim düzeyinde okul öncesi eğitimi almış çocukların, akademik programlarda eğitim almış olanlara göre 1. sınıf başarı düzeyleri daha yüksektir ve okuma yazmaya daha hızlı geçmektedirler. 12 yaşında IQ değerleri 5 puan daha yüksektir, 15 yaşında yetenek sınavlarında % 90 -100 arası başarı sağlarlar. % 65’i liseyi, % 45’i üniversiteyi sorunsuz kazanır ve bitirir. Yetişkin olduklarında dış dünyayla kolay ve sağlıklı iletişim kuran, sosyal insanlar olurlar. 

Okul öncesi eğitim neden gereklidir:

  • Çocukta zeka gelişiminin %70 lik kısmı 7 yaşına kadar tamamlanır ve öğrenme becerisi bu yaşlarda gelişir.
  • Çocuğun grup içine katılması, sağlıklı ilişkiler kurması, kültürel değerlerine sahip çıkması, sosyalleşmesi gibi olgular bu yaşlarda gelişir. 
  • Bu dönemdeki sapma ve olumsuzluklar çocuğun bütün yaşamını olumsuz yönde etkiler.
  • Farklı kültür ortamlarından ve ailelerden gelen çocuklar ortak bir yetişme ortamına okul öncesi eğitim kurumlarında ulaşır. Çocuk kendine güven duygusunu bu kurumlarda kazanmaya başlar.
  • Dilini doğru, yanlışsız ve güzel konuşma özelliğini bu yaşta öğrenir. Toplumu, çevreyi, evreni ve insan davranışlarını tanımaya başlar.
  • Nesneleri, eşya ve varlıkları, temel bir takım becerileri, davranışları, olumlulukları ve olumsuzlukları öğrenmeye başlama yaşı 4-6 yaşları arasındadır.


Tıp ve eğitim alanında yapılan araştırmalar ilk altı yaşın tüm gelişim alanları için önemini ortaya koymuştur. Bu bilinçle, gelişmiş ülkelerde okul öncesi eğitimden yararlanma oranı oldukça yüksektir ve bu alanda kalite ve verimin arttırılması için sürekli çalışmalar yapılmaktadır.

Yapılan pek çok araştırma gösteriyor ki ilkokula başlayacak bir çocuk belli bir hazır bulunuşluk düzeyine gelmeden yapılan başlangıçlar başarısızlıkla sonuçlanmakta ve bu durum hem çocuğu duygusal anlamda örselemekte, hem de bu başarısızlık duygusunu yaşadıktan sonra yapılacak çalışmaların etkinliği, başta alınacak önlemler kadar güçlü olamamaktadır.

Türkiye’de son yıllarda yapılan çalışmalarla okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılmasına hız verilmesine rağmen bu kurumlardan yararlanma oranının düşük olduğu görülmektedir. Türkiye’de, Okulöncesi eğitimden yararlanan çocuk oranı %39’dur (MEB 2010).  Doğal olarak bu eğitimden yararlanan ve yararlanmayan çocukların hazır bulunuşluk düzeylerinde farklılıklar oluşmaktadır.

Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi’ nde yapılan bir araştırmaya göre okulöncesi eğitimin ilköğretim birinci sınıf öğrencilerinin okula hazır bulunuşluk düzeylerine etkisi cinsiyet, anne ve baba öğrenim düzeyi değişkenlerine göre incelenmiş ve aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır:

  • Okul öncesi eğitim alan çocukların okula hazır bulunuşluk düzeyleri, okul öncesi eğitim almayan çocuklara göre daha yüksektir.
  • Okul öncesi eğitim alan ve almayan çocukların cinsiyete göre okula hazır bulunuşluk düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır.
  • Anne ve babası lise ve yüksek öğrenimli olan çocukların okula hazır bulunuşluk düzeyleri, anne ve babası okur-yazar olmayan, okur-yazar ve ilköğretim mezunu olanlara göre daha yüksek bulunmuştur.

Şu an etüt sınıfımda ilkokula yeni başlayan bir minik öğrencim var. Onunla ders yapması keyifli olduğu kadar yorucu da. Çünkü sevgili öğrencim çok naif ve oldukça sessiz, uyumlu ve güzel ancak bu yaşına kadar babaanne ile büyümüş olan miniğim bırakın okuma yazmasını kalem tutmasını bile yeni öğreniyor. Sayıları görsel olarak tanımayı bırakın sayma konusunda bile oldukça zayıf. Görsel hafızası çok yetersiz. Dolayısı ile harfleri tanımakta zorlanıyor. Bir satır yukarıda yazan sözcüğü aşağıdaki satırda yeniden tanıması pek de olası olmuyor. Miniğim bu şartlar altında hem okumakta güçlük çekiyor hem de farkında olmadan okuma yazmaya karşı bir tavır içerisine giriyor. Onun için şu anda hamurla oynaması daha keyifli. Aynı kreş kısmındaki 2-3 yaş grup minikler için olduğu gibi… Oysaki kreşimizdeki 3 yaş ve üzeri miniklerimiz benim ilkokula giden naif öğrencimden çok daha gelişmiş bir hafızaya, sayma bilgisine ve kalem tutuş becerisine sahipler. Öğrencim kendini ifade etmekte onlardan çok daha yetersiz. İletişimde daha başarısız.

Anlaşılacağı gibi çocuğun alacağı okulöncesi eğitim çocuğu birey olma yolunda oldukça geliştirecek hem de ilkokula hazırlamış olacaktır.

İşte bu gözlemler bana okul öncesi eğitimin ne kadar önemli olduğunu birebir yaşayarak da tekrar kanıtlamış oldu. Böylece bu yazıyı paylaşma gereksinimim oluştu.

Sevgili anneler ve babalar;

Çalışmıyor olmanız çocuğunuza bu yetileri kazandırabilecek zamanınız olacağı anlamına gelmiyor. Elbette ebeveynler çocuk gelişimi ve eğitimi konusunda oldukça önemli bir yer alıyorlar. Bu kesinlikle yadsınamaz bir gerçek. Çocuk en temel ahlaki eğitimini aile de alıyor. Bu da zaten başka bir yazımın konusunu oluşturacak. Ancak okulöncesi kurumlarda aldıkları eğitimleri bu işte uzman kişilerce aldıklarını asla unutmamalısınız. Onlar hangi yaş grubuna ve hangi düzey çocuklara nasıl ve ne şekilde, ne eğitimi verilmesini biliyorlar. Lütfen onlara güvenelim. Yardım alalım…

Kaynak :

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...