16 Mayıs 2017 Salı

Klima, Soğutma Uzmanından Alınır

Sıcak havalarda klima ile serinlemek gibisi yok, değil mi? Geçtiğimiz sene vantilatör ile bu işin olmadığını gördüm, bu sene hazırlıklıyım: 2017 yazına bir klima ile gireceğim. Alacağım modele karar vermek için sayısız inceleme okudum, sonu gelmeyen karşılaştırmalar yaptım. Siz de aynı zahmeti çekmeyin diye, araştırmamın sonucunu paylaşıyorum. Dikkat ettiyseniz “marka” değil, “model” dedim zira markaya zaten karar verdim: Uğur Soğutma. Klimanın soğutma uzmanından alınması gerektiğini düşünüyorum, soğutma uzmanı deyince akla ilk gelen isimde, Uğur Soğutma oluyor.


Klima satın alırken ilk dikkat etmeniz gereken şey, enerji tasarrufu. Hemen her klima, A++ enerji sınıfına ait olduğunu iddia ediyor. Aynı şekilde, çoğu klimada “inverter” özelliğini görmeniz mümkün oluyor. Ancak her nedense, bu iki özellik genellikle bir arada yer almıyor! Gerçekten de, hem A++ enerji sınıfına ait ve hem de inverter teknolojisini kullanan klima modelleri bir hayli ender. Uğur Soğutma’nın UIS 18 klima modeli, bu nedenle takdiri hak ediyor. Her iki teknolojiyi de birlikte kullanan UIS 18, maksimum seviyede enerji tasarrufu gerçekleştiriyor ve elektrik faturasından endişe etmeden istediğiniz kadar kullanma imkânı sunuyor.

UIS 18’in tek avantajı bu değil elbette. Bekleme modundayken sadece 1W elektrik tüketiyor. Bu da %80’e varan bir enerji tasarrufu yapmasını sağlıyor. Klimanın akıllı soğuk hava üflememe özelliği var, yani açar açmaz soğuk hava üflemeye başlamıyor. Ortam sıcaklığını, yavaş ve doğal bir şekilde istenilen dereceye getiriyor. Ancak bunun çok uzun sürdüğünü de düşünmeyin:  Turbo modu sayesinde, çok kısa bir süre içinde serinlemeniz mümkün oluyor. Otomatik sorun tespit ve koruma sistemleri sayesinde de klimayı güvenle kullanabiliyor, yetkili servisle mümkün olduğunca az muhatap oluyorsunuz!
Ben 19.000 BTU olan modelini sipariş etmeye karar verdim, ancak daha düşük BTU’lu modelleri de bulunuyor. En doğrusu bir keşif yaptırmanız ve size en uygun modeli tespit ettirmeniz olacaktır. Daha sonra, https://satis.ugur.com.tr/ adresinden 12 taksitle bu mükemmel klimayı satın alabilirsiniz. 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

9 Aralık 2016 Cuma

YOLO Dünyası için Geri Sayım Başladı!

haydar-colakoglu-yolo-uygulama

Ulaşımda En Pratik Yol O!  sloganı ile yola çıkan ve Uber’in karşılaştığı en güçlü rakip olan girişim YOLO için geri sayım başladı. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun ilgi gören şehir içi, konfor ve kaliteyi birleştiren yolculuklar sağlayan platformlara bir yenisi daha ekleniyor. Kısa süre içinde hayatımızda farklı bir yer edinmeyi hedefleyen girişimin adı YOLO.

YOLO, şehir içinde lüks segment araçlar ile şehir içi VIP taşımacılık hizmeti veren ve sektöre çok iddialı girerek diğer rakiplerine nazaran çok farklı iş modeli ve kazanç vaat eden bir mobil uygulama. Dünyada Uber modeli olarak bilinen mobil uygulamanın Türkiye versiyonu olarak planlanmış olan YOLO, uzun süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkmış.

YOLO’yu dünyadaki benzerlerinden farklı kılan en önemli özellik TR’de hukuksal altyapısının sağlamlığı ve farklı kazanç modelleri. YOLO, hem kullanıcılara, hem de iş ortaklarına sağladığı yeni nesil bir iş modeli ile kısa sürede yola çıkıyor.

haydar-colakoglu

YOLO, TEB Holding ve Çolakoğlu Grup Yönetim Kurulu Üyesi Haydar ÇOLAKOĞLU başkanlığındaki güçlü yatırımcı ve yönetim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Yönetim kademesindeki 12 kişilik tecrübeli ekibin, 1 yıl süren çalışmaları sonucu ortaya çıkardıkları YOLO, şehir hayatına yeni bir soluk getirmeyi planlıyor. 

haydar-colakoglu-teb-genel-mudur

Haydar Çolakoğlu teb genel müdür

haydar çolakoğlu kimdir

Ulaşımdaki zorlukları keyif ve konfor ile çok uygun koşullarda sunmayı hedefleyen ekip adına konuşan YOLO Yönetim Kurulu Başkanı Haydar ÇOLAKOĞLU şunları söyledi;

“Günümüzde temel ihtiyaçlarımızdan biri olan şehir içi konforlu seyahatin hızlı, güvenli ve ucuz olarak sağlanabilmesi başlangıç noktamızdı. Bununla birlikte, kayıt dışı kalan birçok seyahatin kayıt altına alınarak vergilendirilmesi, sektörde hukuksal altyapının sağlamlaştırılması yeni düzende yeni normallere alışan bizler için çok önemli. İşlerimize teknolojiyi en verimli şekilde entegre etmek hem kullanıcılarımıza hem de iş ortaklarımıza yüksek kazanç sağlayacaktır.

YOLO yüzde yüz yerli yapım bir uygulamadır. Amaçlarımızdan biriside bu iş modelini hızlı bir şekilde ülke dışında da kullanılan bir marka yapmaktır. YOLO’nun temel felsefesi bundan ibarettir. 

Kendi kurucularımızın sağladıkları desteklerin yanında, henüz başlangıç aşamasında iken Los Angeles merkezli bir yatırım şirketinden 16 milyon dolar değerleme ile bir kısım yatırım aldık. Kendileri ile yaptığımız çalışmalar sonucunda da “you only live once” baş harflerinden oluşan YOLO isminde karar kıldık. Bunun yanısıra Los Angeles, San Francisco, Londra ve Zürih merkezli yatırımcı grupları ile de görüşmelerimiz devam etmekte. Bu güç birliği platformu ile hem UBER gibi bir dünya devine rakip olacak, hem de Türkiye’den bir dünya markası çıkartabilmek için çalışacağız.

haydar-colakoglu-yolo-turkiye

Başlangıç gününde 300’ün üzerinde araç ile hizmet verecek olan YOLO ile kullanıcılar, tek tuş ile araç çağırabilecek, ulaşım ücretlerini kredi kartları ile ödeyebilecekler. Araçta unuttukları herhangi bir eşyanın güvende olduğunu bilecekler. Yıl sonu hedefimizde 1000’i aşkın araçla hizmet vermek var.

Bu uygulamaların yanısıra yolcularımızı çok özel kampanyalardan da faydalandıracağız. Farklılıklarımız, ilk günden bu ayrıcalıklar ile görülecek. Kasim ayında acilacak beta surumu ile İstanbul`un bazi seckin mekanlarinda yapilacak test surusleri ile hizmete baslayacak olan uygulama üzerinden özellikle tanıtım günlerimizde kayıt yaptıran yolcularımıza 15 Aralık - 4 Ocak tarihleri arasında ücretsiz ulaşım hakları, çeşitli promosyonlar sağlayacağız. Açılışa özel bu kampanya gibi birçok büyük kurumdan da kampanya desteği alan YOLO ile yolculuklarınızın standartları değişecek. YOLO’yu hepinize tavsiye ediyorum. YOLO dünyasına hoş geldiniz.”

GooglePlay ve AppStore dan indireceğiniz uygulama sayesinde YOLO dünyasında siz de yerinizi alın. Detaylı bilgi ve iletişim için www.yolo.com.tr adresinden YOLO’ ya ulaşabilir @yolo_turkiye Instagram adresinden de takip edebilirsiniz.

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

17 Ağustos 2016 Çarşamba

Banksy - Grafiti Ustası, Ressam, Aktivist, Yönetmen

Bugün biraz asi takılacağım. Çoğu kişinin bilmediği benim de yeni öğrendiğim ama bence bilinmesi gereken birinden söz edeceğim. Banksy... 

Bristol ve Londra sokaklarında başlayan macerasını farklı ülke ve şehirlerde yaptığı duvar resimleri ile taçlandıran kimliksiz bir ünlü, 2010 yılında Times ın en etkili 100 kişisi arasına girmiş gerilla sanatçı.

Çalışmalarında savaş karşıtı, çevreci, hayvan haklarını savunan ve tüketim çılgılığını eleştiren mesajlar veriyor. 

Banksy’nin adı 1990’larda önce Bristol sonra da taşındığı Londra’da görülmeye başladı. Geleneksel grafitiden farklı olarak şablon yöntemiyle yaptığı ve çoğu savaş karşıtlığından insan haklarının savunulmasına kadar "mesaj kaygısı taşıyan" stensil işleri zamanla ilgi çekti. Kara mizah dolu bu stenciller dışında sanatı eylemle birleştiren işleriyle de ününü zamanla katlamaya başladı. 

2000’lerin ortalarından itibaren art arda yaptığı çarpıcı işler onu dünyaca ünlü bir fenomen haline dönüştürdü. Batı Şeria’da İsrail ve Filistinliler’in arasına örülen duvara "gedik açarak" "Tatil Enstantaneleri" başlığı altında özgürlük çizimleri yaptı. Paris Hilton’un yeni albümünün yayınladığı günlerde kendi hazırladığı, Hilton'la dalga geçen remiks şarkılarının ve albüm kapağının yer aldığı 500 CD’yi İngiltere’deki farklı müzik marketlerine bıraktı. Ayrıca Amerikalı sosyetik ünlünün CD üzerindeki fotoğrafında başını bir köpeğin kafasıyla, kapaktakini ise dijital teknikle üstsüz olarak değiştirdi. ABD'nin Guantanoma'daki hapishanesini eleştrimek için hazırladığı bir Guantanamo tutsağı mankenini California’daki Disneyland içine bırakarak eğlence merkezinde kırmızı alarma neden oldu.

Banksy muhalif olduğu her şeye tepkisini ve protestosunu sanat aracılığıyla gerçekleştiriyor. Meraklıları yeni eserlerini sabırsızlıkla bekliyor.

İşte eskilerden bazıları...









 


3 Ağustos 2016 Çarşamba

İzledim #Temple Grandin

Nasıl güzel bir film anlatamam. Göz yaşları içerisinde izledim. Gerçek bir yaşam hikayesi...

Günümüz koşullarında bile farkındalığının çok az olduğu otizmi konu alan bir film. Otizimli Temple Grandin in hepimize ders verecek yaşam hikayesi...

2010 yapımı olan film, aslında HBO tarafından televizyon için çekilmiş. Yönetmenliğini televizyon için birçok içerik hazırlamış Mick Jackson, başrolü ise Homeland’ten Ajan Carrie Mathison olarak tanıdığımız Claire Danes üstlenmiş. Yardımcı rollerde ise Julia Ormond ve Catherine O’Hara oynuyor. Golden Globe ve Emmy başta olmak üzere birçok sayısız ödüle aday olmuş ve birçok ödül toplamış. 

1947 yılında doğmuş olan Temple Grandin e dört yaşında otizm teşhisi konmuş. O yaşa kadar hiç konuşmamış olan Temple annesinin oldukça üstün çabası ile konuşmaya başlayıp eğitim hayatına bile başlamış. Ancak okul yaşamına alışmakta oldukça zorlanıyor. Arkadaşlarının ve öğretmenlerinin Temple ın farklı ama kendilerinden olduğunun farkında olmaması da bunun bir getirisi elbette. Ancak annesi okulunda yaşadığı problemler dolayısı ile Temple ın eğitimini yeni bir okulda sürdürmeyekarar veriyor ve iyiki de öyle yapıyor. Bu okuldaki fen bilimleri öğretmeninin onun özel yanını/öğrenme stilini keşfetmesiyle yaşamında yeni bir kapı açılıyor. 

Üniversiteye başlamadan önceki yazı teyzesinin çiftliğinde geçiriren Temple, çiftlikte yaşayan büyükbaş hayvanlar ile ilginç bir bağ kuruyor. Bu bağdan hareketle kendi duygusal eksikliğini gidermeyi ve hayvanlara daha “insancıl” bakım ve kesim hizmetleri verilmesini sağlayan yolları keşfediyor. Farklı bir yaşam algısı ve öğrenme biçimi olduğunu topluma kanıtlamak için inanılmaz çaba sarf eden Temple, akademik eğitimini başarı ile sürdürüp öz farkındalığını en üst seviyeye taşıyarak otizmli bireyler için de çalışmaya başlıyor.

Temple Grandin in öyküsü ise şöyle;


Temple Grandin
Boston, Massachusetts'de doğdu. Annesi Eustacia Cutler, babası Richard Grandin'dir. 1950 yılında otizm tanısı konuldu. Iki yaşındayken beyin hasarı tanısı almış olması nedeniyle, iyi öğretmenleri olan bir anaokuluna yerleştirildi. Grandin'in annesi, konuşma terapisi vermesi için bir doktor ile konuştu. Grandin'in annesi Grandin ve kardeşine, sıra tabanlı oyun oynatabilen bir dadı kiraladı.

Grandin, 4 yaşındayken konuşmaya ve ilerlemeye başladı. İlkokuldan itibaren destekleyici rehberlere sahip olduğu için kendini şanslı görmektedir. Ancak, Grandin, ortaokul ve lise hayatının en kötü zamanları olduğunu söyler. O zamanlar, herkesin alay ettiği "asosyal çocuk"tu. Zaman zaman sokakta yürürken, insanlar "kayıt cihazı" diyerek onunla alay ederlerdi. Çünkü o, öğrendiği şeyleri sürekli tekrar ederdi. Grandin bununla ilgili şöyle der: "Şimdi bu konuda gülebilirim, ancak o zaman gerçekten canımı yakıyordu."
1966'da Hampshire Country okulundan mezun olduktan sonra, üstün yetenekli çocuklar için olan bir yatılı okula kaydoldu. ( Rindge, New Hampshire ) Grandin, psikoloji bölümünü kazanmak için 1970 yılında Franklin Pierce kolejine gitti. 1975 yılında Arizona State Üniversitesi'nden hayvan bilimi alanında yüksek lisansını ve 1989'da hayvan bilimi alanında doktora derecesini University of Illinois at Urbana-Champaign da yaptı.

Grandin in TED konuşmaları ise mutlaka dinlenmesi gereken konuşmalar.

Kısaca izlenmesi gereken bir film. Hayatı araştırılması ve ibret alınması gereken bir kadın!

Döküntü 7

Yaşadıklarımdan öğrendiklerim var. Yaşayacaklarımdan da öğreneceklerim...
İnsanları çözmeye çalışarak geçiyor ömür... Ne garip değil mi?? halbuki hayat aslında çoğu kişiyi ciddiye almak için çok çok kısa... ama olmuyor işte... Kaygısız, tasasız, boşvermiş olmak gerekiyor...
Güzel filmler izledim bu ara... yazacağım...

7 Haziran 2016 Salı

Döküntü 6

Bu aralar yine bunalım takılıyorum. Çünkü çok boş duyumsuyorum kendimi. Okumaya ara verdim. Okumadıkça boşluğa düşüyorum. Okudukça düşünüyorum. Düşündükçe karalar bağlıyorum. Kısır döngüdeyim anlayacağın...
Çoluk çocuğa karışınca bildiğin sıradan insanın sıradan yaşam döngüsü içine girdim. İş-Ev-iş-ev... 
Hayat bana zor bu aralar... 

Sevgiyle Kal...

4 Nisan 2016 Pazartesi

İpana Luxe Perfection Beyazlatıcı Diş Macunu yorumlarım

Doğru makyaj, dolgun kirpikler, bakımlı bir cilt, hacimli saçlar… En önemlisi de beyaz dişlerle sağlıklı, güzel bir gülümseme! Bu yüzden diş bakımına ve beyaz olmasına oldukça özen gösteriyorum. Sürekli yeni ürünleri deneyimlemeyi de seviyorum. Burada raflarda gözüme çarpan ve Amerika’nın en büyük diş macunu markası olan Crest aslında Procter and Gamble’ın Türkiye’de sunduğu İpana markasıyla tamamen aynı içeriklere sahipmiş. Dünyada ilk defa beyazlatıcı bantları üreten bir marka olduğu için 3 boyutlu Beyazlık ailesi oldukça ilgimi çekti. Son zamanlarda market alışverişine gittiğim her mağazada ve televizyonlarda sıklıkla İpana’nın yeni ürünü olan Perfection’a denk gelince ve özellikle 3 günde %100’e kadar lekesiz iddasını duyunca denemek istedim ve hemen aldım.

İpana’nın en hızlı ve en güçlü beyazlatıcı diş macunu ünvanına sahip bu diş macunu ile deneyimlerimi sizlerle paylaşmak istedim. Diş hekimimin de daha beyaz bir diş için önerdiği İpana 3D White Perfection ile güvenle, bembeyaz gülebiliyorum.

Perfection diş macunu 3 Boyutlu Beyazlık ailesinin en ileri ve etkili beyazlatıcı diş macunu teknolojisini içeriyor. Böylece diş minesine zarar vermeden sadece 3 günde diş yüzeyindeki lekeleri %100’e kadar etkin biçimde çıkarıp ve bembeyaz bir gülümsemeye sahip olmamızı sağlıyor.

Performansına gerçekten çok şaşırdım. Etkisi inanılmaz! İlk kullanımdan itibaren bile diş yüzeyindeki lekeleri çıkarma etkisini farkediyorsunuz. Keskin nane tadıyla ferahlığı sağlıyor, böylece uzun süre ferah bir nefese de sahip oluyorsunuz. Beyazlatma etkisi bu kadar iyiyken diş mineme hiç bir zarar vermediğini bilmek de çok güzel.

Procter and Gamble’ın tüm dünyada pazara sunduğu en gelişmiş beyazlatıcı diş macunu olan 3 Boyutlu Beyazlık Luxe Perfection İpana ile Türkiye’de de raflarda yerini aldı. Denediğinizde bana hak vereceksiniz:) Kullanmadan kesinlikle inanmazdım, deneyince etkisini gördüm ve mükemmel sonuç aldım.

Tam bir bakım sağlamak için aynı ailenin Oral-B 3D White Luxe ağız bakım suyunu da kullanıyorum. O da diş macunu ve fırçasının ulaşamadığı alanlardaki lekeleri bile çıkararak uzun süre, keskin bir ferahlık sağlıyor.

Unutmadan küçük bir not ekleyeyim; P&G ve İpana ürün performansına o kadar güveniyor ki, memnun kalmazsanız paranızın 2 katını iade ediyor. Bu nedenle beyazlatıcı etkisini kendiniz de görün diye bence gerçekten denemeniz gereken bir ürün.

Ürünü satın almak isterseniz tıklayınız!

P.S. Bana bu bilgiler yetmedi, ağız ve diş sağlığı üzerine daha çok şey merak ediyorum diyenleri aşağıdaki siteye alalım.  
http://www.agizbakimuzmani.com/

#ipanaperfection  #gülüşünügöster

İçerik Kaynak: http://kokoshgirl.com/
Video Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=B7MDJzarokU

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...